TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: D Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü Alfabetik Sırayla

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: D Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: D Harfi (1–50)

KelimeAnlamıÖrnek Cümle + Yöre
DalaDal, ağaç kolu“Dala kırıldı rüzgârdan.” — Ege
DamaÇatı“Evimizin dama onarıldı geçen hafta.” — İç Anadolu
DapdarSıkı, sıkıştırılmış“Dapdar saman yığını toplandı.” — Doğu Anadolu
DarılmakKızmak, alınmak“Komşu darıldı ama barıştılar.” — Ege
DayaklıkDövülecek nesne“Dayaklık tahtaya dikkat et!” — İç Anadolu
DebelenmekCanlı hareket etmek, uğraşmak“Küçük çocuk debeleniyordu tarlada.” — Karadeniz
DedikoduKısa söylenti, köy muhabbeti“Köyde dedikodu çok yaygındı.” — Ege
DeliçayAkıntılı küçük dere“Deliçaydan su alıp tarlaya götürdüler.” — Doğu Anadolu
DermanŞifa, çare“Otu derman olarak kullandılar.” — İç Anadolu
DermeToplanmış, yığılmış şey“Derme taş yolda duruyordu.” — Ege
DırdırSürekli yakınma, sızlanma“Dırdır eden kadına kimse aldırmadı.” — Karadeniz
DikenliDikenle dolu“Dikenli çalı bahçeyi sardı.” — İç Anadolu
DikmekBitkiyi toprağa koymak“Fideleri tarlaya dikmek lazım.” — Ege
DoluşBir şeyle dolmak“Kuyuya su doluş oldu.” — Doğu Anadolu
DonakSoğuk, donmuş“Sabah donak oldu tarlalar.” — İç Anadolu
DoymakTok olmak“Çocuk doydu sabah kahvaltıda.” — Ege
DurgunHareket etmeyen, sakin“Göl durgun duruyordu sabah.” — Karadeniz
DutlukDut ağaçlarının bulunduğu yer“Dutluk bahçenin kenarında vardı.” — Ege
DümbelekDavul türü“Dümbelek sesi köyde duyuldu bayramda.” — Akdeniz / Adana
DüşkünZayıf, güçsüz“Düşkün hayvan bakıma muhtaçtı.” — Doğu Anadolu
DüzlükDüz alan“Düzlük tarlada ekim yapıldı.” — İç Anadolu
DüşlemekHayal etmek“Çocuk bahçede düşledi oyununu.” — Ege
DırıtmakHafif ses çıkarmak“Kapı dırıtıyordu rüzgârdan.” — Karadeniz
DüşkünlükZayıflık hali“Hayvanın düşkünlüğü göze çarpıyordu.” — Doğu Anadolu
DüşürmekBir şeyi yere bırakmak“Taşı düşürdü çocuk tarlada.” — İç Anadolu
DamağTat alma organı, ağız“Damağ tatlıyı hissetti.” — Ege
DalgınDüşünceli, unutkan“Dalgın köylü tarlada dolaşıyordu.” — Karadeniz
DalaşmakKavga etmek, tartışmak“İki köylü dalaştı pazarda.” — Doğu Anadolu
DağarcıkKüçük sepet veya çanta“Dağarcık otlarla doluydu.” — İç Anadolu
DüşenDökülen, kopan“Düşen elma yere yuvarlandı.” — Ege
DibiAlt, taban“Kazan dibinde yemek kaldı.” — İç Anadolu
DikdörtDüz, köşeli“Dikdört taşlar duvarı ördü.” — Doğu Anadolu
DırkıKüçük tahta parçası“Dırkı sobaya atıldı.” — Karadeniz
DolaşEtrafta gezmek“Köpek tarlada dolaş yaptı.” — Ege
DengekTers, bozuk“Dengek masa düzeltildi.” — İç Anadolu
DumanlıkDuman çıkan yer“Sobanın dumanlığı temizlendi.” — Karadeniz
DurdumDuraklama, mola“Durdum yaptık yolda.” — Ege
DallıkDal, küçük ağaç“Dallık bahçeye dikildi.” — İç Anadolu
DığıltıHafif ses, uğultu“Rüzgârın dığıltısı duyuldu.” — Doğu Anadolu
DızlakÇıplak, açık yer“Dızlak toprak tarlada gözüküyordu.” — İç Anadolu
DüşmanDüşman, rakip“Köyün düşmanı uzaktan gözlendi.” — Güneydoğu / Urfa
DibiçYerden kopmuş ot parçası“Dibiç sobaya atıldı.” — Ege
DönükGeri dönmüş, bükük“Dönük dal kesildi.” — İç Anadolu
DalgıHafif sallanma, dalga“Göldeki dalgı sabah görüldü.” — Karadeniz
DırıpUfak kırıntı“Dırıp ekmek sobaya atıldı.” — Ege
DamatlıkDamat giysisi veya evi“Damatlık hazırlandı düğün için.” — İç Anadolu
DönelDöner şekilde olan şey“Dönel tekerlek tamir edildi.” — Doğu Anadolu
DurağanHareketsiz, sakin“Göl durağan duruyordu.” — Karadeniz
DüzceDüz, geniş yer“Düzce tarlada ekim yapıldı.” — İç Anadolu
DımılHafif, ince ses“Dımıl ses odada yankılandı.” — Ege
  1. dağar – çuval
    “Buğdayı dağara doldurdular.”
  2. dağçık – küçük tepe
    “Çocuklar dağçığa tırmandı.”
  3. dağlamak – yakmak
    “Köylü demiri ısıtıp dağladı.”
  4. dağlanmak – içi yanmak
    “Haberi duyunca içi dağlandı.”
  5. dak – an, zaman
    “Bir dak bekle, geliyorum.”
  6. dalaz – alev
    “Ateş birden dalazlandı.”
  7. dallamak – dallandırmak
    “Bu ağaç baharda çabuk dallar.”
  8. damaklık – çatı
    “Damaktaki kiremitler yenilenecek.”
  9. dambar – su birikintisi
    “Yolun kenarında dambar oluşmuş.”
  10. damızlık – üreme için ayrılan hayvan
    “Bu koyun damızlıktır, satılmaz.”
  11. dan – fikir
    “Bu işin danını iyi düşündüler.”
  12. danga – iz, leke
    “Yerde ayak dangası kalmış.”
  13. dangal – kaba, sert kişi
    “Dangal gibi konuşma biraz yumuşak ol.”
  14. daniş – bilgi
    “Bu konuda danişin az.”
  15. dapdar – çok dar
    “Bu yol dapdar, zor geçilir.”
  16. dapdüz – tamamen düz
    “Tarlayı dapdüz sürmüşler.”
  17. darab – büyük parça
    “Ekmeğin darabını çocuklara verdi.”
  18. daranmak – hazırlanmak
    “Sabah erkenden daranıp yola çıktılar.”
  19. darav – yemek artığı
    “Daravları tavuklara attı.”
  20. darcık – dar yer
    “Darcıktan geçerken dikkat et.”
  21. darmık – ince
    “Bu odun darmık, çabuk yanar.”
  22. dasit – ani, hızlı
    “Dasit bir rüzgâr esti.”
  23. datla – tatlı
    “Bu meyve çok datla.”
  24. davar – küçükbaş hayvan
    “Davarları yaylaya sürdüler.”
  25. davıl – saz, davul
    “Düğünde davıl çalıyordu.”
  26. davlamak – seslenmek
    “Köpek gece boyunca davladı.”
  27. daylak – deve yavrusu
    “Daylak kervanın arkasından geliyordu.”
  28. dayrama – serin rüzgâr
    “Akşam dayrama hoş esti.”
  29. debbek – tokmak
    “Unu debbekle ezdiler.”
  30. debelmek – çabalamak
    “Tarlada bütün gün debelendik.”
  31. deç – biraz
    “Deç bekle, hemen gelirim.”
  32. delemek – delik açmak
    “Tencerenin kapağını delediler.”
  33. delgi – oyuk
    “Taşın delgisinde su birikmiş.”
  34. dellenmek – öfkelenmek
    “Adam birden dellendi.”
  35. delli – deli, asi
    “O çocuk biraz delli.”
  36. dembe – iri
    “Dembe bir karpuz almış.”
  37. demirmek – bağlamak
    “Hayvanı ağaca demirdiler.”
  38. demrenmek – toparlanmak
    “Sabah demrenip işe koyuldu.”
  39. denek – direk
    “Çadırın deneklerini sağlam bağladılar.”
  40. denli – kadar
    “Bu kadar denli yorulmamıştım.”
  41. derecik – küçük dere
    “Derecikte su azalmış.”
  42. dergâh – kapı önü
    “Çocuklar dergâhta oynuyordu.”
  43. dergek – kapı eşiği
    “Dergiğe oturup sohbet ettiler.”
  44. derlemek – toplamak
    “Odunu derleyip eve taşıdılar.”
  45. derme – toplanmış eşya
    “Her yer derme doluydu.”
  46. deryan – geniş
    “Bu oda deryanmış.”
  47. devşirmek – toplamak
    “Bağdan üzümleri devşirdiler.”
  48. dez – ince dal
    “Dezlerle çit ördüler.”
  49. dımbıl – tombul
    “Dımbıl bir bebekmiş.”
  50. dınga – tok, çınlayan ses
    “Kapı dınga diye kapandı.”
  51. dıngıl – sarsak
    “Oğlan dıngıl yürüyordu.”
  52. dınk – tek
    “Bir dınk kaldı elimde.”
  53. dipçi – taban kısmı
    “Kazmanın dipçisini tamir ettiler.”
  54. dirgen – saman kaldırma aleti
    “Dirgenle otu savurdu.”
  55. dirişmek – çaba göstermek
    “Bütün gün iş için dirişti.”
  56. dirlik – huzur
    “Evde dirlik vardı eskiden.”
  57. dirseklik – kol dirseği
    “Dirsekliği yara olmuş.”
  58. disik – aşınmış
    “Ayakkabılar disik olmuş.”
  59. dışarlık – dışarıdan gelen
    “Bu kişi dışarlıkmış.”
  60. dışmak – çıkmak
    “Kapıdan dışıp gitti.”
  61. doç – kuvvetli
    “Doç bir rüzgâr esti.”
  62. dodo – ağır yürüyen
    “Dodo gibi geliyor arkadan.”
  63. doğanmak – toparlanmak
    “Sabah erken doğanıp çıktılar.”
  64. doğmak – çıkmak
    “Güneş dağın ardından doğdu.”
  65. dokmak – bırakmak
    “Beni burada dokma.”
  66. dokuntu – döküntü
    “Yere dokuntu saçılmış.”
  67. dolak – baş örtüsü
    “Kadın dolak takmıştı.”
  68. dolaşmak – gezmek
    “Köyde biraz dolaştık.”
  69. dolaz – dolambaç
    “Bu yol dolazlıdır.”
  70. dombay – iri kişi
    “Çocuk dombay gibi olmuş.”
  71. domuk – küçük
    “Domuk bir kap buldum.”
  72. donatmak – süslemek
    “Evi bayram için donattılar.”
  73. donlu – giysili
    “Çocuk donlu halde dışarı çıktı.”
  74. dop – tamamen
    “Ev dop dolu eşyayla.”
  75. doruk – tepe
    “Doruktan köy görünüyor.”
  76. dosdoğru – dümdüz
    “Dosdoğru yola çık.”
  77. doş – hafif yokuş
    “Evin orası biraz doş.”
  78. döğen – tahıl döven taş
    “Döğenle buğdayı ezdiler.”
  79. döglü – kuvvetli
    “Bu adam döglü çıkar.”
  80. dökmekli – çok dökülen
    “Etek dökmekli olmuş.”
  81. dölük – yavrulayan hayvan
    “Bu keçi dölük.”
  82. döndü – dönüş yeri
    “Yolun döndüsünde bekledik.”
  83. dönek – çabuk fikir değiştiren
    “O biraz dönek biridir.”
  84. dönkü – tümsek
    “Arabanın tekeri dönküye takıldı.”
  85. döp – sert darbe
    “Kapıya döp diye vurdu.”
  86. dörmek – bölmek
    “Ekmeği dördüler.”
  87. dörtlük – dört birimlik yer
    “Dörtlük kadar yeri temizlediler.”
  88. döş – göğüs
    “Yattı döşünü döşeğe verdi.”
  89. döl – nesil
    “Bu topraklarda nice döl geçmiş.”
  90. döşeklik – yataklık
    “Döşekliği serip yattılar.”
  91. döşlük – göğüs kısmı
    “Koyunun döşlüğü pişirilmiş.”
  92. dövke – dövülmüş
    “Dövke bulguru çok severler.”
  93. dübelek – böcek
    “Bahçede dübelek dolaşıyordu.”
  94. dübüş – yığın
    “Odunları dübüş yaptı.”
  95. düğünç – düğüne çağrı
    “Her eve düğünç yolladılar.”
  96. dülger – marangoz
    “Dülger kapıyı tamir etti.”
  97. dülmek – parçalamak
    “Köpek eti dülmüş.”
  98. dünek – dün
    “Dünek seni burada gördüm.”
  99. dünye – dünya
    “Bu dünye kimseye kalmaz.”
  100. düpdeğişik – tamamen farklı
    “Bu konu düpdeğişik bir mesele.”

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: H Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: H Harfi hırslı – çok isteyen,...

Kütahya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

KÜTAHYA VE YÖRESİ AĞIZ ÖZELLİKLERİ 1. Ünlü Değişmeleri a) Ünlü...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

Gaziantep Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Antep Ağzı - Gaziantep ÜNLÜ DİLBİLİMCİ GAZİANTEP'Lİ ÖMER ASIM AKSOY'A...

Ankara Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Aygamber:ay çiçeği Afad:afed Alav:ateş Ayalama:harmanda kullanılar ahşap gereç Alıcının körü:kızgınlık esnasında sarf edilen...

Konya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Konya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü A Accık: Azıcık.Age: “Ver” anlamında. İşaret...

Ardahan Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Ardahan Ağzı A ABURSUZ: Rezil AĞBUN: Gübre AĞZINI GÖZÜNÜ TUZ GİBİ YALAMAK: Çok...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi TDK Yerel Ağızlar...

Burdur Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Burdur Şivesi Sözlüğü (A–Z) A Abam – Ablam Aboo – Aman ya!...

Nevehir Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

A abari – hayret belirtisi abıhat, apıhat – avukat Abla – apla ağna...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

İlginizi Çekebilir