TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü Alfabetik Sırayla

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi

  1. Cerek – İnce uzun ağaç / uzun boylu kişi; “Bahçede bir cerek çıktı gövdesi uzundu.” — (Ege / Aydın)
  2. Cıbır – Kılı yeni kesilmiş keçi; züğürt; “Cıbır keçi tarlanın kenarında otladı.” — (İç Anadolu)
  3. Cıvıltı – Kuş sesi, çiğ sesi; “Sabah cıvıltı sesi duyuldu bahçede.” — (Ege)
  4. Cırbıt – Göz kenarlarında biriken kir tabakası; “Yaşlı adamın gözünün cırbıtı sabah yıkanmamıştı.” — (Doğu Anadolu / Erzurum)
  5. Cüce – Küçük, bodur; genellikle bitki veya ağaç için; “Bahçedeki cüce elma ağacı çok meyve verdi.” — (İç Anadolu)
  6. Cemel – Karışık, karmakarışık durum; “Tarlada cemel işler birikti yağmurdan sonra.” — (Güneydoğu)
  7. Cömertik – Cömertlik hali, eli açık olma durumu; “Köylü cömertik gösterdi misafirine.” — (Doğu Anadolu)
  8. Cangar – Yarım yamalak iş yapılmış, eksik; “Cangar yapılmış duvar rüzgârla çöktü.” — (İç Anadolu)
  9. Cevizleme – Ceviz toplama işi; “Cevizleme zamanı köylüler sabah erkenden çıktı.” — (Karadeniz / Giresun)
  10. Cumalık – Cuma günüyle ilgili; “Cumalık namazına köy camisinde toplandılar.” — (Ege)
  11. Cırılcır – Çıtır çıtır, ince ses; “Odun sobada cırılcır yanıyordu.” — (Ege)
  12. Cırpış – Hafif çarpma, tıklama sesi; “Kapının cırpışı çocukları uyandırdı.” — (Ege)
  13. Cıncık – Küçük, önemsiz şey; “Cıncık taşlar yolu kapladı.” — (İç Anadolu)
  14. Cırıt – İnce ses; “Odun cırıt etti sobada.” — (Ege)
  15. Cangıl – Yoğun çalılık, ormanlık alan; “Cangıla dalmadan yol alınmaz.” — (Doğu Anadolu)
  16. Cıkmak – Hafif çıkmak, çıkıntı yapmak; “Taş biraz cıkmıştı yoldan.” — (İç Anadolu)
  17. Cömbüş – Eğlence, şenlik; “Köyde cömbüş vardı bayramda.” — (Akdeniz / Adana)
  18. Cevher – Değerli şey, tohum veya taş; “Cevher tohum tarlaya serildi.” — (Ege)
  19. Cırıtı – Çıtır çıtır ses; “Cırıtı gece boyunca sürdü.” — (Ege)
  20. Cıcı – Küçük, sevimli; “Cıcı tavşak bahçede koştu.” — (İç Anadolu)
  21. Cıpır – Taze, yeni; “Cıpır ekmek sabah pişti.” — (Güneydoğu / Urfa)
  22. Cıpırdak – Kıpır kıpır, hareketli; “Çocuklar cıpırdak oynadı tarlada.” — (İç Anadolu)
  23. Cıngıl – Taşlı, çakıllı yer; “Cıngıl yol yürümeyi zorlaştırdı.” — (Ege)
  24. Cıvıl – Şen, canlı; “Cıvıl köy kahvesinde sohbet vardı.” — (Akdeniz / Hatay)
  25. Cırıtlamak – Çıtır çıtır ses çıkarmak; “Odun cırıtladı sobada.” — (Ege)
  26. Cıvık – Sulu, akışkan; “Cıvık çamur tarlayı kapladı.” — (Ege)
  27. Cevizli – Cevizli ürün; “Cevizli börek sabah pişti.” — (İç Anadolu)
  28. Camaş – Çamaşır; “Camaş sabah asıldı iplere.” — (Ege)
  29. Cırt – Çıt, tıklama; “Kapı cırt yaptı.” — (Akdeniz / Adana)
  30. Cümbüş – Eğlence; “Köyde cümbüş vardı bayramda.” — (Akdeniz / Hatay)
  31. Cüceleşmek – Küçülmek; “Cüceleşmiş ağaç bahçede kaldı.” — (İç Anadolu)
  32. Cangılcı – Çalılıkta yaşayan veya işleri yapan; “Cangılcı keçiler ormana gitti.” — (Doğu Anadolu)
  33. Cıvırtı – Hafif ses; “Cıvırtı odun sobada duyuldu.” — (Ege)
  34. Cımkır – Ufak, kırıntı; “Cımkır ekmekleri sobaya attılar.” — (İç Anadolu)
  35. Cıpıl – Taze, canlı; “Cıpıl fasulye toplandı bahçede.” — (Ege)
  36. Cıncık – Önemsiz küçük şey; “Cıncık taşlar yolu kapladı.” — (İç Anadolu)
  37. Cıkıt – Çıkıntı; “Taşın cıkıtı tökezletti.” — (Ege)
  38. Cıbıl – Küçük, sevimli hayvan; “Cıbıl kedi tarlada oynadı.” — (Güneydoğu / Urfa)
  39. Cökmek – Çökme, batma; “Yağmurdan sonra yol çöktü.” — (İç Anadolu)
  40. Cevherli – Değerli, önemli; “Cevherli tohum tarlaya serildi.” — (Ege)
  41. Cekilmek – Sıkışmak, geri çekilmek; “Köylüler taşın altından cekildiler.” — (Doğu Anadolu)
  42. Cibinlik – Örtü, sineklik; “Cibinlik yatağın üstüne asıldı.” — (Akdeniz / Hatay)
  43. Cımcık – Ufak parça; “Cımcık ekmek sobaya atıldı.” — (Ege)
  44. Cırık – Eskimiş, yıpranmış; “Cırık çuval samanla dolduruldu.” — (İç Anadolu)
  45. Cıldırmak – Aşırı öfkelenmek; “Köylü, ineği kaçınca cıldırdı.” — (Doğu Anadolu)
  46. Cığlık – Yüksek ses, bağırma; “Çocuk cığlık attı bahçede.” — (Güneydoğu / Urfa)
  47. Cımbız – Küçük pense, alet; “Tarladaki böcekleri cımbızla aldılar.” — (Ege)
  48. Cırpıt – Hafif tıklama; “Kapının cırpıt sesi duyuldu sabah.” — (İç Anadolu)
  49. Cüruf – Artık, kalıntı; “Odunun cürufu bahçeye serildi.” — (Doğu Anadolu)
  50. Cıvılt – Küçük ses, kıpırdama; “Cıvılt tarlada duyuldu sabahleyin.” — (Akdeniz / Adana)
  1. cağ – et şişi
    “Köyde akşam cağ kebabı yaptık.”
  2. cağlık – küçük şiş
    “Eti cağlığa dizip ateşe koydular.”
  3. cakka – çabucak
    “Cakka bitirdi işi.”
  4. cakırtı – küçük kırılma sesi
    “Kapıdan bir cakırtı geldi.”
  5. calap – şekerli su
    “Sıcakta bir tas calap iyi gider.”
  6. calp – sahte
    “Bu mal calp, sakın alma!”
  7. camba – kavun türü
    “Bu yıl cambalar çok tatlı çıktı.”
  8. cana – akraba
    “Cana bizim eve misafir geldi.”
  9. canavarca – güçlü, sert
    “Adam kapıyı canavarca itti.”
  10. cangırdamak – sert ses çıkarmak
    “Teneke rüzgârda cangırdadı.”
  11. cansızca – bitkin şekilde
    “Çocuk derse cansızca geldi.”
  12. capak – kir, çapak
    “Gözünde biraz capak var.”
  13. capul – karışık kalabalık
    “Sokak capul doluydu.”
  14. carlamak – yüksek sesle bağırmak
    “Kadın kapıda carladı.”
  15. carpık – yamuk
    “Dikilitaş carpık duruyor.”
  16. cavlamak – bağırmak
    “Çocuklar dışarıda cavlıyor.”
  17. cavurmak – ses çıkarmak
    “Makine çalışınca cavurdu.”
  18. cayır – ateş sesi
    “Odun cayır yanıyordu.”
  19. caz – hoş, güzel
    “Bu kızın konuşması çok caz geldi bana.”
  20. cazgır – bağırıp çağıran
    “Pazarın girişinde bir cazgır vardı.”
  21. cazırtı – tıkırtı
    “Gece kapıdan cazırtı geldi.”
  22. cız – sıcak nesnenin sesi
    “Yağ cız etti.”
  23. cızbız – mangal köfte
    “Hadi cızbız yapalım.”
  24. cızlamak – hafif yanmak
    “Tava cızladı.”
  25. cıkırdamak – küçük ses çıkarmak
    “Tahta kapı cıkırdadı.”
  26. cılda – ince toprak
    “Bahçenin üstünde cıldı var.”
  27. cıldırmak – sinirlenmek
    “Adam cıldırdı sonunda.”
  28. cılık – ince ses
    “Kuş cılık cılık öttü.”
  29. cılız – zayıf
    “Cılız bir ışık yanıyordu.”
  30. cımbar – büyük pens
    “Tel için cımbar getirdim.”
  31. cımkırmak – kapmak
    “Kedi eti cımkırdı.”
  32. cıncık – boncuk
    “Küpesine cıncık takmış.”
  33. cıncır – küçük böcek
    “Toprağın içinde cıncırlık var.”
  34. cıngar – kavga
    “Mahallede yine cıngar çıktı.”
  35. cıngıldamak – tinkle
    “Anahtar cıngıldadı.”
  36. cıngırak – zil
    “Koyunun boynunda cıngırak vardı.”
  37. cıntık – azıcık
    “Bir cıntık tuz yeter.”
  38. cıngıl – çalgı
    “Düğünde cıngıl çaldılar.”
  39. cıp – hafif vuruş
    “Top cama cıp diye çarptı.”
  40. cıpcız – bomboş
    “Depo cıpcız kalmış.”
  41. cırt – yırtılma sesi
    “Pantolon cırt diye yırtıldı.”
  42. cırtlak – tiz ses
    “Cırtlak bir sesle çağırdı.”
  43. cırtmak – koparmak
    “Dal budağını cırttı.”
  44. cılıkmak – ışımak
    “Güneş cılık cılık parladı.”
  45. cıngıldak – küçük zil
    “Bebek cıngıldakla oynadı.”
  46. cırık – yırtık
    “Cırık ayakkabı giyiyor.”
  47. cırlamak – ince sesle bağırmak
    “Kedi cırladı.”
  48. cırıltı – ince gıcırtı
    “Sandalyeden cırıltı geldi.”
  49. cırnak – tırnak
    “Cırnağını kes!”
  50. cırnık – küçük böcek türü
    “Unun içinde cırnık çıkmış.”
  51. cırtık – yırtık
    “Kese cırtık olmuş.”
  52. cıvga – kirli su
    “Yağmurdan sonra cıvga kaldı.”
  53. cıvıl – küçük ses
    “Kuşlar cıvıl cıvıl öttü.”
  54. cıvımak – bozulmak
    “Hamur cıvımış.”
  55. cıvıltı – kuş sesi
    “Sabah cıvıltı uyandırdı.”
  56. cıya – tepe, dağ (Doğu)
    “Cıyanın ardında koyunlar var.”
  57. cıyaklamak – ince bağırmak
    “Çocuk cıyakladı.”
  58. cazırdamak – sert ses çıkarmak
    “Odunlar cazırdadı.”
  59. cazgırlık – bağırma işi
    “Pazarda cazgırlık yapıyor.”
  60. cebel – yük
    “Eşeğe cebel yüklemişler.”
  61. cefa – eziyet
    “Bu iş cefa oldu bize.”
  62. cehil – bilgisizlik
    “Cehil insanı yorar.”
  63. cek – küçük parça
    “Bir cek ekmek verdi.”
  64. celik – yılan (bazı ağızlar)
    “Bahçede celik gördük.”
  65. cemik – çene
    “Cemiği ağrıyor.”
  66. cende – ufacık şey
    “Çantada cende bir şey buldum.”
  67. cenger – kavga
    “Köy meydanında cenger çıktı.”
  68. cenk – savaş
    “Cenk türküsü söyledi.”
  69. cennik – su birikintisi
    “Yolda cennik kalmış.”
  70. ceplemek – saklamak
    “Parayı ceplemiş.”
  71. çapak – kir
    “Gözünde çapak var.”
  72. çapulca – alelacele
    “Çapulca geldi geçti.”
  73. çavuş – yardımcı
    “Tarlada çavuş lazım.”
  74. çayık – tekne
    “Balıkçılar çayığa bindi.”
  75. ceyiz – gelin eşyası
    “Ceyizi odada duruyor.”
  76. cibinlik – sineklik tülü
    “Yazın cibinlik kuruyoruz.”
  77. cibilliyet – soy, karakter
    “Onun cibilliyeti iyidir.”
  78. cıllık – balçık
    “Ayaklar cıllığa battı.”
  79. cimcime – hareketli kadın/çocuk
    “O da tam bir cimcime.”
  80. cimcik – çimdik
    “Omzuma cimcik attı.”
  81. cinavar – dev gibi
    “Cinavar gibi adam.”
  82. cingöz – açıkgöz
    “O çocuk çok cingöz.”
  83. clav – gölge (Doğu)
    “Ağacın clavu serindi.”
  84. cingırtı – gacırtı
    “Kutu cingırdadı.”
  85. ciris – deriden yapılan ip
    “Hayvanı cirisle bağladılar.”

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: E Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: E Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi TDK Yerel Ağızlar...

Burdur Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Burdur Şivesi Sözlüğü (A–Z) A Abam – Ablam Aboo – Aman ya!...

Konya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Konya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü A Accık: Azıcık.Age: “Ver” anlamında. İşaret...

Isparta Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Isparta Şivesi Ağızlar Sözlüğü A Aşene – Aşhane, mutfak Ananat – Büyük...

Bolu Şivesi Ağızlar Sözlüğü

BOLU ŞİVESİ KELİMELERİ (A–Z) A Acık: Azıcık Afır: Hayvan yemi konulan uzun,...

Tokat Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Tokat Ağzında Söylenen Kelimeler - Tokat şivesi Ağartu - Ayran Ağleş...

Kütahya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

KÜTAHYA VE YÖRESİ AĞIZ ÖZELLİKLERİ 1. Ünlü Değişmeleri a) Ünlü...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: G Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: G Harfi gıcırdatılmışlık – gıcırtı durumu“O...

Uşak Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Uşak Şivesi Aba : Abla Acıg : Birazcık Alaf : Ateş Angıt :...

Nevehir Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

A abari – hayret belirtisi abıhat, apıhat – avukat Abla – apla ağna...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü Aba: 1. Abla, büyük kız kardeş;...

İlginizi Çekebilir