
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: G Harfi
gıcırdatılmışlık – gıcırtı durumu
“O kapının gıcırdatılmışlığı vardı.”
gaba – kaba, hoyrat
“Adam kaba ve gaba konuştu.”
gabak – büyük kabak
“Bahçede gabak yetişmiş.”
gacık – küçük parça
“Ekmekten gacık aldım.”
gad – sert, acı
“Bu biber biraz gad olmuş.”
gadi – güçlü, kuvvetli
“Oğlan gadi bir çocuk.”
gaf – hata, yanlış
“Sözde gaf yapmış.”
gaflet – dikkatsizlik
“Gaflet yüzünden düşmüş.”
gagav – gürültücü
“Çocuk gagav bir şekilde bağırdı.”
gak – ses, çığlık
“Kuş gak diye ötüyordu.”
gal – çok, fazla
“Yemek gal olmuş, herkes doydu.”
gala – yığın
“Odunları gala yaptılar.”
galiba – sanırım
“Galiba yağmur yağacak.”
galip – kazanan
“O maçta takım galip geldi.”
gam – keder
“Gam içinde oturuyordu.”
gamlı – üzgün
“Gamlı bir yüz ifadesi vardı.”
ganimet – kazanılan eşya
“Köydeki ganimet paylaşıldı.”
gar – garaj, durak
“Araba garın önünde duruyor.”
garip – tuhaf, yabancı
“Yabancı misafir garip davranıyordu.”
gariplik – tuhaflık
“Olayda gariplik vardı.”
garma – karışık
“Kitaplar garma şekilde duruyordu.”
garnitür – süsleme
“Yemekte garnitür vardı.”
gasıl – yıkamak
“Hayvanları gasıl ettiler.”
gavat – kötü kişi
“Gavat biriyle tartıştı.”
gavur – inançsız kişi
“Tarih boyunca gavur olarak anılmış.”
gazi – savaşta yaralanmış
“Gazi kahraman olarak anıldı.”
gazap – öfke
“Adam gazap içindeydi.”
gazilik – kahramanlık
“Onun gaziliği meşhurdur.”
gazla – hızla
“Bisiklet gazla ilerliyordu.”
gecelemek – gece boyunca kalmak
“Köyde geceledik.”
geçerlik – geçerlilik
“Belgenin geçerliği sorgulandı.”
geçimlik – geçim sağlayacak
“Bu iş geçimlik.”
geçinmek – geçinmek, yaşamını sürdürmek
“Köylüler hayvanlarla geçinirdi.”
gedik – delik
“Kapıda gedik vardı.”
gedikmek – delik açmak
“Tahta gedikildi.”
gedikli – sağlam, dayanıklı
“Gedikli bir masa aldık.”
gefen – gösterişli, şatafatlı
“O ev oldukça gefen.”
geğ – hayvan sesi
“İnek geğ diye bağırdı.”
geğlemek – hayvanın ses çıkarması
“İnek geğledi.”
geç – zaman bakımından ileri
“Toplantıya geç kaldım.”
geçkin – olgun
“Geçkin bir elma topladım.”
geçmişlik – geçmişe ait
“Geçmişlik fotoğraflar vardı.”
ged – yüksek yer
“Gedden manzara çok güzel görünüyor.”
gediklik – dayanıklılık
“Bu ip çok gediklikli.”
gelek – gelmek
“Misafirler gelek geliyor.”
gelenek – alışkanlık, görenek
“Bu gelenek köyde devam ediyor.”
geleyim – gelmek için rica
“Hemen geleyim dedi.”
gelinlik – gelin giysisi
“Kızın gelinliği çok güzelmiş.”
gelişmek – ilerlemek, büyümek
“Köy çok gelişti.”
gelişmişlik – ilerleme durumu
“Gelişmişlik seviyesi yüksek.”
gem – küçük tekne
“Nehirde gem yüzüyordu.”
gemicik – küçük gemi
“Gemiciğe bindik.”
gençlik – yaşça küçük insanlar
“Gençlik enerjik olur.”
gencik – genç, küçük yaşta
“Gencik bir delikanlı.”
genişlik – geniş olma durumu
“Oda genişlik olarak yeterli.”
genlik – boyut
“Şalın genliği fazlaydı.”
gerçeklik – hakikat
“Gerçeklik bazen acıdır.”
gerçekleşmek – ortaya çıkmak
“Plan gerçekleşti.”
gerginlik – sıkıntı, stres
“O an ortamda gerginlik vardı.”
geri – arka taraf
“Ev bahçenin geri tarafında.”
gerilemek – geriye çekilmek
“Ticaret biraz geriledi.”
geriş – genişlik
“Giriş kapısı çok geriş.”
gerişiklik – geniş olma durumu
“O alan oldukça gerişiklikli.”
geriye – arka tarafa
“Geriye doğru adım attı.”
ges – büyük güç
“O adamda ges var.”
getirlik – getirmeye uygun
“Bu malzeme getirlikli.”
getirmek – bir yere taşımak
“Ekmek getirdim.”
gevşeklik – esnek, yumuşaklık
“İp gevşeklik gösteriyor.”
gevşemek – yumuşamak
“Halat gevşemeye başladı.”
gezi – dolaşma, seyahat
“Hafta sonu geziye çıktık.”
gezgin – dolaşan kişi
“Gezgin köyleri ziyaret etti.”
gezmek – dolaşmak
“Köyü gezdik.”
gezginlik – dolaşma durumu
“Gezginlik hobisi vardı.”
gezinti – kısa dolaşma
“Bahçede gezinti yaptık.”
gıdıklamak – hafif dokunmak
“Çocuğu gıdıkladım.”
gıdaklamak – kuş sesi çıkarmak
“Ördek gıdakladı.”
gıcırtı – küçük ses
“Kapının gıcırtısı rahatsız ediyordu.”
gıcır – küçük gürültü
“Ahşap döşeme gıcırdı.”
gıcırdamak – gıcırtı yapmak
“Kapı gıcırdadı.”
gıdıklanmak – gıdıklanma hissi
“Ayaklarım gıdıklanıyor.”
gırtlaksı – boğazla ilgili
“Gırtlaksı sesle şarkı söyledi.”
giz – sır
“Giz saklamalıyız.”
gizem – bilinmeyen, sır
“O olayın gizemi çözülmedi.”
gizlemek – saklamak
“Hediyeyi gizledi.”
gizlilik – saklı olma durumu
“Gizlilik önemlidir.”
giyinmek – elbise giymek
“Dışarı çıkmak için giyindim.”
giyim – giysi
“Giyim tarzı modern.”
giydirmek – başkasına elbise giydirmek
“Çocuğu giydirdim.”
gizli – saklı, bilinmeyen
“Gizli bir mesaj vardı.”
gizlilik – gizli olma durumu
“Toplantıda gizlilik vardı.”
gıcırdatmak – gıcırtı yapmak
“Kapıyı gıcırdattı.”
gıcırdayış – gıcırtı sesi
“Gıcırdayış duyuluyordu.”
gıcık – rahatsız edici
“Gıcık bir durum vardı.”
gıcıklaşmak – sinirlenmek
“Çocuk gıcıklaştı.”
gıcırdamak – cızırtı çıkarmak
“Zemin gıcırdamaya başladı.”
gıcırdama – cızırtı sesi
“Gıcırdama rahatsız edici.”
gıcırdatıcı – ses çıkaran
“Gıcırdatıcı kapı tamir edilecek.”
gıcırdatma – gıcırtı yapma
“Gıcırdatma sesi geliyordu.”
gıcırdama – küçük cızırtı
“Zemin gıcırdama yaptı.”
gıcırdatılmış – gıcırtı yapılmış
“Kapı gıcırdatılmıştı.”

