
KÜTAHYA VE YÖRESİ AĞIZ ÖZELLİKLERİ
1. Ünlü Değişmeleri
a) Ünlü Daralması / Genişlemesi
- gelcekmin → gelecek misin
- böle → böyle
- gitmiyo → gitmiyor
- lacamış → ne olacakmış
- eccik → azıcık
- baraba → beraber
- hanâ → hani
- imin → emin
b) Ünlü Uzaması – Hece Kaynaşması
İç seste ünsüz eriyip kaybolur → ünlü uzar:
- mara → mağara
- düün → düğün
- garla → karılar
- ırat → rahat
- yamır → yağmur
- aşam → akşam
- gada → kadar
- penir → peynir
c) Ünlü Düşmesi (özellikle orta hece)
- ordan → oradan
- çağrır → çağırır
- yimbeş → yirmi beş
- gayınna → kayınana
d) Ünlü Yuvarlaklaşması / Düzleşmesi
Dudak uyumu bozulur veya düzelir:
- yımırta → yumurta
- davıl → davul
- buldey → buğday
- akıdeş → arkadaş
e) Ünlü Kalınlaşması / İncelmesi
Kalınlaşma az, incelme çoktur:
- ağec → ağaç
- ganel → kanal
f) Türeme Ünlü
Kelime sonunda fazladan ünlü oluşur:
- biyandana → bir yandan
- endirikene → indirirken
- sekizen → seksen
2. Ünsüz Değişmeleri
a) Ünsüz Tonlulaşması
Çift ünsüzlerde ikinci ünsüz tonlulaşır:
- mutvak → mutfak
- gıpgırmızı → kıpkırmızı
- garagol → karakol
- ısbınak → ıspanak
b) Başta yabancı kelimelere ünlü ekleme
- ilazım → lazım
- erceb → Recep
- ırza → rıza
- ürya → rüya
3. Dudak Uyumu ve Benzeşme
Birinci hecesi yuvarlak olan kelimelerde ikinci hece darlaşır/yuvarlaklaşır:
- soru → sonu
- gocu → koca
4. Yöresel Gün Adları
- duşamba → Pazartesi
- dernek → Salı
- bazar → Çarşamba
- cumaşamı / peşembe → Perşembe
- cumeyi → Cuma
- cumeyertesi → Cumartesi
- girey → Pazar
KÜTAHYA YÖRESİ SÖZLÜĞÜ
A – B Harfleri
- Acat / Netcen? → Ne yapacaksın?
- Acar → Gösterişli, güzel
- Acama → Acemi
- Ahadeya → İşte orada
- Alat → Acele
- Allasen → Allah aşkına
- Annat → Tırpan
- Assacık → Hisarcık
- Aşortman → Eşofman
- Aşcesen → Açacaksan
- Aşam → Akşam
- Bataneş → Patinaj
- Bazar → Çarşamba
- Bed → Çirkin
- Bedasıl → Soysuz
- Beyabur → Rezil
- Biber → Büber (ağız)
- Bıyandana → Bir yandan
- Büdüm / Buydum → Üşüdüm
- Büber → Biber
C – Ç – D Harfleri
- Cıba → Çocuk
- Cıcıl / Cincar → Isırgan otu
- Cindal → Kedi yavrusu
- Cavlak → Kuru ağaç, zayıf kişi
- Cemse → Askerî araç konvoyu
- Cıcıl / Cicip → Ağız kenarında yara
- Cızırgan → Isırgan otu
- Cıcoba → Arpacık
- Combalak aşmak → Takla atmak
- Çımek → Banyo yapmak
- Çırmak → Yırtmak
- Çenkürmek → Küçük köpek havlaması
- Çavdır → Çavdarhisar
- Çıra / Çırnâğ → Tırnak
- Çıngıldamak → Sallanmak (zıngıldamak)
E – F – G Harfleri
- Eccik → Azıcık
- Engas → Numara yapmak
- Essah → Gerçek
- Endirikene → İndirirken
- Fantî → İskambil
- Furğun → Öküz arabası
- Gaşga → At arabası
- Gıynaşık → Güvenilmez
- Gocuman → Kocaman
- Gode(t) → Süpürge sapı
- Gulleg → Menteşe
- Guş / Guşğana → Mısır / Tencere
- Gurşane → Tencere
- Gara → Kara
- Gafa → Kafa
- Gobak → Kozalak
- Gönek → Gömlek
- Gocik → Kaban
- Güdik → Küçük köpek
H – I – K Harfleri
- Harmutlamak → Suyu ılıtmak
- Herslenmek → Sinirlenmek
- Hışdama → Bekle
- Humma / Huma → Şuna bak
- Iraz / Irza → Rıza
- İlyen → Leğen
- Kaktırmak → İtmek
- Kerkinmek → Sürtünmek
- Kersin / Kersen → Hamur teknesi
- Kelem → Lahana
- KeZek → Altın günü
- Kütaya → Kütahya
L – M – N Harfleri
- Libbız → Züğürt
- Lök → Büyük
- Madinoz → Maydanoz
- Mürgülemek → Uyumak
- Mozik → Dananın büyüğü
- Nacak → Balta
- Naha rabbını sevdimin → Sana kurban olurum
- Netcen? → Ne yapacaksın?
O – P – R Harfleri
- Obu → Şaşırma ünlemi
- Pisir / Pisik → Kedi
- Pontur → Pantolon
- Pörcük → Tırpan sapı bağlantısı
- Pocilemek → Baltayı taşa vurmak
- R (başta) yabancı kelimelerde i/u türemesi:
- irza → rıza
- erceb → Recep
S – Ş Harfleri
- Sallazort → Aklı havada
- Seyirt → Acele et
- Saymeyooz → Saymıyoruz / kabul etmiyoruz
- Sipitmek → Atmak
- Şart olsun → Yemin
- Şavk → Işık
- Şüşlanmak → Çok yatmak
- Şoşartmak → Abartmak
T – U – V Harfleri
- Töbosun → Yemin ederim
- Tünğümek → Hoplamak, zıplamak
- Tandır → Soba
- Terek → Raf
- Ünlemek → Çağırmak
- Ünnemek → Seslenmek
- Vamı? → Var mı?
Y – Z Harfleri
- Yalabik → Güzel, tertipli
- Yüğürmek → Boğasamak
- Yımırta → Yumurta
- Zangıl → Uzun çorap
- Zede → Sürülmemiş tarla kısmı
- Zere → Bundan dolayı
- Zubun → Mintan
- Zurgana → Eğri büğrü yapılı
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: R Harfi
rıza ile – gönüllü olarak
“Rıza ile iş başladı sabahleyin.”
rağbet – ilgi, rağbet
“Köy halkı yeni ekime rağbet gösterdi.”
rağbet etmek – ilgi göstermek
“Köylüler bu işe rağbet ettiler.”
rahat – konforlu, kolay
“Evde iş çok rahat ilerliyordu.”
rahatlamak – dinlenmek, huzur bulmak
“Köylü tarladan geldikten sonra rahatladı.”
rahatlık – konfor, huzur
“Rahatlık köylü için çok değerliydi.”
rakım – yerin yüksekliği
“Köy rakımı dağ eteklerindeydi.”
ramak – yakın olma, kıl payı
“İnek çitlere ramak kala takıldı.”
ramak kala – çok yakın, az bir farkla
“Ramak kala sel bastı tarlayı.”
raptiye – sabitleme aracı (eski metal pin)
“Kapı raptiye ile sabitlendi.”
rasgele – gelişigüzel, plansız
“Taşları rasgele dizdiler.”
raşit – olgun, ergin
“Buğday raşit hâle gelmişti.”
raşit olmak – olgunlaşmak, yetişmek
“Elmalar raşit oldu toplamak için.”
raşitlik – olgunluk
“Raşitlik meyve için en iyi zamandı.”
razı – memnun, kabul eden
“Köylü yeni plana razı oldu.”
razı olmak – kabul etmek
“Herkes şartlara razı oldu.”
rebab – eski yaylı çalgı
“Düğünde rebab çalındı.”
reç – eski Türkçe ‘tutkal’ veya ‘macun’ anlamında
“Ağaçları reç ile yapıştırdılar.”
reçlemek – reç sürmek, yapıştırmak
“Tahtayı reçledik çatlamasın diye.”
redif – şiirde tekrar eden bölüm
“Halk şiirinde redifler vardı.”
refah – huzur, bolluk
“Köyde refah vardı yaz sonunda.”
refah içinde – rahat ve huzurlu
“Aile refah içindeydi evde.”
rekât – ibadet birimi (eski dilde)
“Cami sabah rekât sayıyordu.”
rekabet – yarış, mücadele
“Köy yarışında rekabet vardı.”
rekabet etmek – yarışmak
“Çocuklar at yarışında rekabet etti.”
reşit – olgun, ergin
“Reşit genç artık tarlaya çıkabilirdi.”
reşit olmak – yetişkin hâline gelmek
“Genç reşit oldu köy işleri için.”
reşitlik – olgunluk, yetişkinlik
“Reşitlik yaşı gelmişti köylüde.”
resim – çizim, tasvir (modern anlamdan uzak, eski kullanım)
“Dede tahtaya resim çizdi.”
resimlemek – çizmek, tasvir etmek
“Çocuk tahtaya resimledi köy manzarasını.”
rezil – kötü, ayıp
“Kötü davranış rezil sayıldı köyde.”
rezil olmak – ayıplı hâle gelmek
“Çocuk hata yapınca rezil oldu.”
rıza – razı olma, kabul
“Köylü rızasını verdi yeni işe.”
rıza göstermek – kabul etmek
“Herkes rıza gösterdi topluluk işine.”
rıfk – yakınlık, dostluk
“Komşular arasında rıfk vardı.”
rıfk etmek – arkadaşlık etmek
“Gençler birbirine rıfk ettiler tarlada.”
rıfkî – arkadaş canlısı
“Rıfkî köylü çok sevilirdi.”
rıh – rüzgarın yönü
“Rıh sabah kuzeyden esiyordu.”
rıhtım – eski liman kenarı
“Köylüler rıhtımda balık toplardı.”
rızaen – isteyerek, razı olarak
“Rızaen işlere katıldılar.”
rıhtımlık – rıhtıma ait alan
“Rıhtımlık yer balıkçıya aitti.”
rıhçı – rüzgarla ilgili iş yapan
“Rıhçı sabah rüzgarı ölçtü.”
rıfkdaş – arkadaş, dost
“Rıfkdaşlar tarlaya birlikte gitti.”
rıhmet – eski dilde merhamet
“Dedesi rıhmet gösterirdi fakirlere.”
rıhm – merhamet, şefkat
“Rıhm köylüler için önemliydi.”
rıhmetli – merhametli
“Rıhmetli dede köyde saygı görürdü.”
rıza-yı ilahi – Tanrı’nın rızası (eski deyim)
“Her iş rıza-yı ilahi gözetilerek yapılırdı.”
rıza-yı beşer – insanların razılığı
“Halkın rıza-yı beşer alınmalıydı karar için.”
rakı – eski içki, fermente edilmiş (20. yy öncesi köy kullanımı)
“Köyde düğünlerde rakı içilirdi.”
rakı kadehi – rakı içilen kap
“Rakı kadehi masaya kondu.”
rahatlama – dinlenme hâli
“Tarladan sonra rahatlama anı geldi.”
rakip – yarışan, rakip olan
“At yarışında rakip çoktu.”
rakip olmak – yarışmak
“İki genç tarlada rakip oldu.”
rakım yüksekliği – yerin yüksekliği ölçüsü
“Köyün rakım yüksekliği dağ eteklerindeydi.”
rakımlık – yüksek yer
“Rakımlık tepe köyün yakınındaydı.”
ramazan – dini ay, eski gelenek
“Köyde ramazan geldiğinde oruç tutulurdu.”
ramazan orucu – oruç dönemi
“Ramazan orucu köylülerce tutulurdu.”
rakam – sayı (eski kullanım)
“Rakamları taşlara kazıdılar.”
rakamlık – sayıya ait
“Rakamlık iş tarlada yapılacaktı.”
rıza göstermek – kabul etmek
“Herkes rıza gösterdi iş için.”
rıza ile – kabul ederek
“Rıza ile iş başladı sabahleyin.”
rıhmet – merhamet
“Dede rıhmet gösterdi çocuklara.”
rıhmetli – merhametli
“Rıhmetli kadın köyde sevilirdi.”
rızaen – isteyerek, razı olarak
“Rızaen işlere katıldılar.”
rıza-yı ilahi – Tanrı’nın rızası
“Her iş rıza-yı ilahi ile yapılırdı.”
rıza-yı beşer – insanların razılığı
“Toplantıda rıza-yı beşer alındı.”
rıfk – arkadaşlık, dostluk
“Köyde rıfk çok önemliydi.”
rıfkdaş – arkadaş, dost
“Rıfkdaşlar tarlaya birlikte gitti.”
rahatça – konforlu şekilde
“Evde iş rahatça yapıldı.”
rahatlama – dinlenme, huzur
“Köylü tarladan sonra rahatlama anı buldu.”
rahatlatmak – huzur vermek
“Anne çocuğu rahatlatmak için masal anlattı.”
rahatlık – huzur, konfor
“Rahatlık köylü için önemliydi.”
ramazanlık – ramazan ile ilgili şey
“Ramazanlık hazırlıklar tamamlandı.”
ramazan davulu – davul çalarak haberdar edilen ramazan
“Köyde ramazan davulu çalındı.”
rakım – yerin yüksekliği
“Köy rakımı dağ eteklerinde idi.”
rakımlı – yüksek yerde olan
“Rakımlı yer tarlaya uygundu.”
ramazan orucu – dini ibadet
“Ramazan orucu sabah başlamıştı.”
razı – memnun, razı
“Köylü yeni karara razı oldu.”
razı olmak – kabul etmek
“Herkes şartlara razı oldu.”
reşit – olgun, ergin
“Reşit genç artık tarlaya çıkabilirdi.”
reşitlik – olgunluk, yetişkinlik
“Reşitlik yaşı gelmişti köylüde.”
rızık – geçim kaynağı
“Toprağın rızkı köylüye yetiyordu.”
rızık kazanmak – geçim sağlamak
“Köylüler tarlada rızık kazandı.”
rıza – kabul, razı olma
“Herkes rızasını verdi yeni işe.”
rıza göstermek – kabul etmek
“Rıza göstermek işin şartıydı.”
rıfk – dostluk
“Rıfk köylüler arasında çok değerliydi.”
rıfkdaş – dost
“Rıfkdaşlar birlikte çalıştılar.”
rıhmet – merhamet
“Dede rıhmet gösterdi köylülere.”
rıhmetli – merhametli
“Rıhmetli adam köyde saygı görürdü.”
rızaen – isteyerek
“Rızaen işlere katıldılar.”
rıza-yı ilahi – Tanrı’nın rızası
“Her iş rıza-yı ilahi ile yapılırdı.”
rıza-yı beşer – insanların rızası
“Toplantıda rıza-yı beşer alındı.”
rakı – fermente içki (20. yy öncesi)
“Köy düğünlerinde rakı içilirdi.”
rakı kadehi – içilen kap
“Rakı kadehi masaya kondu.”
raptiye – sabitleme aracı
“Kapı raptiye ile kapatıldı.”
rasgele – gelişigüzel, plansız
“Taşlar rasgele dizilmişti.”
razı – memnun, kabul eden
“Köylü razı oldu yeni karara.”
rızık – geçim kaynağı
“Toprak köylüye rızık verdi.”
rızık kazanmak – geçim sağlamak
“Tarlada rızık kazandılar.”
rızkın peşinde – geçimini sağlamak için
“Köylü rızkın peşinde tarlaya gitti.”

