TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü Alfabetik Sırayla

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

  1. Bayak – az önce; “Bayak geldim köyden.” — (Malatya)
  2. Bıldır – geçen sene; “Bıldır buğday çok olmuştu.” — (Erzurum)
  3. Bibi – baba kız kardeşi, hala; “Bibi sabah kahveyi getirdi.” — (Karadeniz)
  4. Bider – tohum; “Toprağa bider ektik.” — (Karadeniz)
  5. Boz – nadas yapılmamış tarla, kül rengi; “Boz tarlaya ilk tohum serpildi.” — (Rize)
  6. Bastık – üzümden yapılan yuvarlak pestil; “Bastık hazırladılar kış için.” — (Malatya)
  7. Bağdaş – ayağı kavuşturarak oturmak; “Yaşlılar bağdaş kurup sohbet ettiler.” — (Rize)
  8. Bambıl – buğdayda kurtçuk; “Tarlada bambıl çoğalmıştı.” — (Erzurum)
  9. Bayaktan – az önce; “Bayaktan çıktım ahıra.” — (Erzurum)
  10. Bandat – bozuk, yavan; “Bandat yağ kullanılmış tavada.” — (Erzurum)
  11. Bayır – yokuş; “Bayırdan aşağı kaydılar sabah.” — (Karadeniz)
  12. Belik – küçük kemik, balık; “Balık belikleri çoktu tava da.” — (Rize)
  13. Beleş – ücretsiz, karşılıksız; “Köylü beleş aldı ekmeği.” — (Trabzon)
  14. Benek – leke, küçük işaret; “Elma üzerinde benek vardı.” — (Karadeniz)
  15. Berik – yakın, hemen yanı baş; “Berik tarladaydı sabah.” — (Rize)
  16. Besik – beşik; “Bebek besiğe yatırıldı.” — (Erzurum)
  17. Beyik – uzun boylu; “Beyik ağaçlar bahçeyi gölgeliyordu.” — (Rize)
  18. Bıcır – küçük çocuk; “Bıcır oynadı bahçede.” — (Karadeniz)
  19. Bıcı – kesmek için alet; “Bıcı ile ot biçtiler.” — (Rize)
  20. Bıçakçı – bıçak yapan; “Bıçakçı sabah yeni bıçak yaptı.” — (Trabzon)
  21. Bıcırık – küçük ve hareketli; “Bıcırık tavşak tarlada koştu.” — (Rize)
  22. Bidik – bakış; “Çocuk bidik attı dedesine.” — (Karadeniz)
  23. Bilek – kolun orta kısmı; “Bileğini burktu sabah tarlada.” — (Rize)
  24. Bilezik – kol süsü; “Bilezik hediye verildi köyde.” — (Erzurum)
  25. Binik – binek hayvan; “At binik olarak kullanıldı.” — (Rize)
  26. Binmek – ata çıkmak; “Küçük çocuk atına bindi.” — (Karadeniz)
  27. Biçer – biçen kişi, köyde; “Biçer sabah tarlayı biçti.” — (Rize)
  28. Biçmek – kesmek; “Biçtik samanı sabahleyin.” — (Trabzon)
  29. Boğaz – dar geçit veya yemek yolu; “Boğazdan tarlaya girdik.” — (Rize)
  30. Boğmak – bastırmak; “Yaşlı çocuğu ağlarken boğmadı.” — (Karadeniz)
  31. Boş – eksik, hazır olmayan; “Boş tarlayı dolduracaklar.” — (Erzurum)
  32. Boşluk – açık alan; “Boşlukta çocuklar oynadı.” — (Rize)
  33. Borç – alınan, geri verilecek; “Borç ekmeği köylüye verdik.” — (Trabzon)
  34. Boru – su veya havalandırma borusu; “Boru bahçeye su taşıdı.” — (Rize)
  35. Bozuk – kullanılamayan, kırık; “Bozuk kapı tamir edildi.” — (Karadeniz)
  36. Buğ – duman, köyde ateşten; “Ocaktan buğ çıktı mutfağa.” — (Rize)
  37. Buk – eski köy dilinde kütük veya büyük parça; “Buk odun sobaya kondu.” — (Trabzon)
  38. Bulak – su kaynağı, çeşme; “Bulaktan su aldılar sabah.” — (Rize)
  39. Bulamaç – un ve su karışımı; “Bulamaç pişti sabah kahvaltıda.” — (Karadeniz)
  40. Bulanık – temiz olmayan su; “Dere suyu bulanık akıyordu.” — (Rize)
  41. Burak – dar geçit; “Buraktan tarlaya girdik.” — (Erzurum)
  42. Burun – yüz uzantısı veya ön uç; “Koyunun burunu karlıydı.” — (Karadeniz)
  43. Buruşuk – kırışık, eski; “Buruşuk elma ağaçta kaldı.” — (Rize)
  44. But – eski köy dilinde bacak veya parça; “But tarlaya taş oldu.” — (Trabzon)
  45. Buğday – tahıl; “Buğday ektik bahçeye.” — (Rize)
  46. Büklüm – kıvrım, bükülme; “Büklüm yol çukura girdi.” — (Karadeniz)
  47. Bükmek – kıvırmak, eğmek; “Dalı bükerek taşıdılar.” — (Rize)
  48. Bürgü – köyde dolap veya kutu kapağı; “Bürgü açıldı sabah.” — (Erzurum)
  49. Bürümek – kıvırmak, sarmak; “İpi bürümek lazım pakete.” — (Rize)
  50. Büte – köyde küçük kütük veya taş; “Büte taş yol kenarında duruyordu.” — (Trabzon)
  1. babaç – iri yapılı, güçlü
    “Köyün babaç delikanlıları harmana koştu.”
  2. bacaklık – kısa boylu kimse
    “Şu bacaklık çocuk yine koşup duruyor.”
  3. badıç – küçük dere
    “Badıcın orada balık çok olur.”
  4. bagırmak – bağırmak
    “Çocuklar yine sokakta bagırıyor.”
  5. bahir – deniz
    “Bahir bugün çok sakindi.”
  6. bakı – güneş alan yer
    “Evi bakıya yaptılar, kışın çok güzel ısınır.”
  7. bakraç – metal kova
    “Sütü bakraçla komşuya götürdü.”
  8. balcıklı – çamurlu
    “Yağmurdan sonra yol balcıklı oldu.”
  9. ballık – tatlılık, iyilik
    “Bu çocukta bir ballık var, herkes sever.”
  10. baltak – çamur toprağı
    “Tarlanın baltak yerlerine basma, batarsın.”
  11. baltırık – diz altı
    “Çamur baltırığına kadar çıktı.”
  12. bambıl – iri, kalın
    “Bambıl bir odun getirmiş sobaya.”
  13. bamtırak – hafif sert
    “Hamur biraz bamtırak olmuş.”
  14. bana – bana göre
    “Bana, bu iş yarına kalmaz.”
  15. bani – koruyan
    “O çocukların bani gibi başlarında durdu.”
  16. bap – konu, bölüm
    “Bu bapta güzel sözler yazmış.”
  17. barak – kulübe
    “Çoban barakta geceyi geçirdi.”
  18. barça – hepsi, tamamı
    “Barça buradaymış, kimse eksik değil.”
  19. bardaklık – oyuk yer
    “Dağın bardaklığında su birikmiş.”
  20. barmak – gitmek
    “Ben çarşıya barmam bugün.”
  21. basgan – güçlü, kuvvetli
    “Basgan adam yükü tek başına kaldırdı.”
  22. baskıra – nefes nefese
    “Koşa koşa geldi, baskıra kaldı.”
  23. basmakalıp – değişmez
    “Hep basmakalıp sözler söylüyor.”
  24. bastı – sis
    “Sabah yine bastı çökmüş dağın eteğine.”
  25. batman – ağırlık ölçüsü
    “Bir batman buğday getirdi.”
  26. bav – koku
    “Bu odada bir bav var, nereden geliyor acaba?”
  27. baya – oldukça
    “Bugün hava baya serin.”
  28. bayak – büyükçe
    “Bayak bir taş yuvarlanmış.”
  29. bayındır – bereketli
    “Bu topraklar bayındır, ekin iyi olur.”
  30. bazlama – kalın ekmek
    “Teyze bazlama pişirdi, sıcak sıcak yedik.”
  31. becik – küçük
    “Becik bir kuş kondu pencereye.”
  32. bedre – küçük yuvarlak taş
    “Derede türlü türlü bedre vardı.”
  33. beg – bey
    “Köyün begine danışmadan iş yapılmazdı.”
  34. behrek – bereket
    “Bu yıl mahsulde behrek çok.”
  35. bekleşmek – oyalanarak beklemek
    “Kapıda bekleşip durmayın.”
  36. belik – saç örgüsü
    “Kızın beliğine kurdele bağladı.”
  37. belinmek – sulanmak
    “Tarlanın kenarı belinmiş.”
  38. belis – ince yağmur
    “Sabah belis gibi yağmur vardı.”
  39. belük – yumuşak çamurlu yer
    “Belüğe basınca ayakkabı gömüldü.”
  40. beneklenmek – lekelenmek
    “Meyveler güneşte beneklendi.”
  41. berci – gezici işçi
    “Berci sabah erkenden geldi.”
  42. berke – sert, tok
    “Bu odun berke, kolay kırılmaz.”
  43. berrak – açık, temiz
    “Çay bugün berrak akıyordu.”
  44. bervan – gezgin
    “Bervan misali köy köy dolaşıyor.”
  45. bezme – sohbet
    “Akşamları bezme kurulur evde.”
  46. bıcıl – çamurlu su
    “Ayaklarım bıcıl oldu.”
  47. bıcırdaşmak – hızlı konuşmak
    “Çocuklar bıcırdaşıp duruyordu.”
  48. bıda – biraz
    “Bıda daha bekle.”
  49. bıdık – küçük
    “Bıdık köpek yine peşimde.”
  50. bıyışık – gevşek
    “Bu ip bıyışık, iyi bağlamaz.”
  51. bindingi – düğüm
    “İpin bindingisini çözemedim.”
  52. bileğen – bileme taşı
    “Bıçağı bileğene sürttü.”
  53. bilgiçlenmek – çok bilmiş davranmak
    “Çocuk iki kelime öğrendi, bilgiçlendi hemen.”
  54. billur – cam gibi
    “Billur gibi su akıyordu çeşmeden.”
  55. birçik – biraz
    “Birçik sabret, gelirler şimdi.”
  56. birgi – iz
    “Yerde at nalının birgisi vardı.”
  57. birtik – hafif yanık izi
    “Tavanın kenarı birtik olmuş.”
  58. biyeli – çizgili kumaş
    “Biyeli gömleği çok yakışmış.”
  59. bizdiri – bezdirici söz
    “Bizdiri konuşma yine başladı.”
  60. boğaç – iri yapılı
    “Boğaç bir adamdı, herkes çekinirdi.”
  61. boğaşmak – boğuşmak
    “Köpekler bahçede boğaşıyordu.”
  62. boğda – buğday
    “Bu sene boğda az oldu.”
  63. boğdaç – harman yeri
    “Boğdaçta çocuklar oynardı.”
  64. boğgun – boğucu sıcak
    “Boğgun bir hava vardı bugün.”
  65. boğulga – iç sıkan
    “Bu oda çok boğulga, pencere açalım.”
  66. boğu – sis
    “Dağı boğu kaplamış.”
  67. boklu – çamurlu
    “Ayakkabıların boklu olmuş yine.”
  68. bolca – çokça
    “Bugün yağmur bolca yağdı.”
  69. boluk – kalabalık
    “Boluk bir grup geldi köye.”
  70. boranda – fırtına
    “Dün gece boranda kopmuş.”
  71. boranlık – kasvetli hava
    “Sabah boranlık bir gün vardı.”
  72. borsa – kepçenin sapı
    “Sütün borsasını kırmış çocuk.”
  73. boşnak – dalgın kimse
    “Oğlan biraz boşnak bugün.”
  74. boydaş – yaşıt
    “Bu çocuklar boydaş, hep beraber oynarlar.”
  75. boyra – saman demeti
    “Boyraları ambarın yanına yığdılar.”
  76. boynak – boyun
    “Boynağına ince bir atkı sardı.”
  77. bozlak – uzun hava türkü
    “Amca güzel bir bozlak söyledi.”
  78. bozma – kırık renk
    “Bozma bir at geldi çayıra.”
  79. bozukça – biraz bozuk
    “Hava bozukça ama yağmaz.”
  80. bozunmak – dağılmak
    “Toplantı erken bozundu.”
  81. böğrek – böbrek
    “Koyunun böğreğini ayırdı.”
  82. böğürtmek – bağırmak
    “Çocuk dışarıda böğürtüp duruyor.”
  83. böken – keçi yavrusu
    “Dağda böken sesi duydum.”
  84. börekçik – küçük börek
    “Teyze börekçik yapmış, mis gibi.”
  85. böştir – boştur
    “O oda böştir, geç otur.”
  86. böşümek – boşaltmak
    “Suyu böşüdü kovadan.”
  87. böte – küçük torba
    “Para bötesinde duruyor.”
  88. böyleğen – böyle işte
    “Böyleğen, yapacak bir şey yok.”
  89. böyrük – hafif yokuş
    “Ev böyrükte kalıyor.”
  90. bözü – boğaz
    “Çocuğun bözüne bir şey takıldı.”
  91. budak – ağaç çıkıntısı
    “Budaklı odun çabuk yanmaz.”
  92. budamak – kırpmak
    “Bağları budadılar bugün.”
  93. budancı – ağaç kesen
    “Budancı ormana gitti sabah.”
  94. bulgamak – karıştırmak
    “Çorbayı karıştırmayı unutma, dipi bulgar.”
  95. bultak – çamur çukuru
    “Tarlada bir bultak var, araba batıyor.”
  96. buraç – küçük tepecik
    “Çocuklar buraçta koşuyordu.”
  97. büsbütün – tamamen
    “Evi büsbütün boşaltmışlar.”
  98. buyruntu – emir
    “Muhtarın buyruntusu böyleymiş.”
  99. büyünmek – örtünmek
    “Üşüyünce şalla büyündü.”
  100. büzmek – sıkıştırmak
    “Bezi büzdü, düğüm attı.”

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü Aba: 1. Abla, büyük kız kardeş;...

Ordu Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Ordu'nun kendine özgü halk şivesi vardır. Halkın yıllardan beri...

Burdur Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Burdur Şivesi Sözlüğü (A–Z) A Abam – Ablam Aboo – Aman ya!...

Nevehir Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

A abari – hayret belirtisi abıhat, apıhat – avukat Abla – apla ağna...

Bolu Şivesi Ağızlar Sözlüğü

BOLU ŞİVESİ KELİMELERİ (A–Z) A Acık: Azıcık Afır: Hayvan yemi konulan uzun,...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

Kayseri Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Kayseri şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Erzurum Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Yerel Ağızlar Sözlüğü: Erzurum şivesi A Abrel beşi: Nisan ayının ondördüncü gününden...

Kütahya Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

KÜTAHYA VE YÖRESİ AĞIZ ÖZELLİKLERİ 1. Ünlü Değişmeleri a) Ünlü...

Ardahan Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Ardahan Ağzı A ABURSUZ: Rezil AĞBUN: Gübre AĞZINI GÖZÜNÜ TUZ GİBİ YALAMAK: Çok...

Ankara Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Aygamber:ay çiçeği Afad:afed Alav:ateş Ayalama:harmanda kullanılar ahşap gereç Alıcının körü:kızgınlık esnasında sarf edilen...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: F Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

İlginizi Çekebilir