Edebiyat terimleri sözlüğü – En çok kullanılan edebiyat terimleri

Edebiyat terimleri sözlüğü, En çok kullanılan edebiyat terimleri

Edebiyat terimleri sözlüğü – En çok kullanılan edebiyat terimleri

Konu: Edebiyat terimleri sözlüğü, En çok kullanılan edebiyat terimleri

-A-

Absolutizm: Herhangi bir eserde ya da ilkede değişmezliği savunmak.

Açık Mektup: Bir kişiye yönelik yazılmış; ancak başkalarının da okuması için gazete veya dergilerde yayımlanan mektuplardır.

Afrozim: Bir konu hakkında bilinmesi gereken temel özellikleri özlü bir şekilde anlatma sanatıdır.

Ağız: Bir anadilin herhangi bir şivesinin içinde bulunan söyleyiş farklılığıdır.

Akrostiş: Bir şiirde dizelerin ilk harfleri yukarıdan aşağı doğru okunduğunda anlamlı bir sözcüğün ortaya çıkmasıdır.

Alegori: Bir düşünceyi, bir davranışı ya da eylemi daha kolay kavratabilmek için simgelerle canlandırılmasıdır.

Aliterasyon: Bir dizede aynı seslerin tekrar edilmesidir.

Anagram: Bir sözcükteki harfleri kullanarak yeni bir sözcük ortaya çıkartmaya denir.

Anakronizm: Meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen olayları veya yaşadığı tarihin açık olarak bilindiği kişileri farklı bir zaman dilimi içinde göstermeye denir.

Anekdot: Eser içindeki bir olayın başlı başına ayrı bir bütün özelliği göstermesidir.

Antoloji: Sanatçıların önemli eserlerinin bir araya getirilerek oluşturulan eserlerdir.

Arkaizm: Bir eserde dilden kaybolmuş ya da geçerliliğini yitirmiş sözcüklere ya da sözdizimlerine yer verilmesidir.

Aruz: Hecelerin uzunluk ya da kısalık derecesine göre çeşitli ses kalıplarından oluşan bir tür şiir ölçüsü.

Asonans: Yarım kafiye.

Âşık: Halk ozanları ya da saz şairlerine verilen isim. 

Ayak: Halk şiirinde kafiye yerine kullanılan terim.

-B-

Bab: Konularına göre düzenlenmiş bir eserin bölümlerinin en geniş olanına verilen isimdir.

Balad: Eski Fransız şiirinde görülen nazım biçimlerinden biridir.

Barok: 17. yüzyıl Batı edebiyatında, dengeden çok devinime, düşünceden çok duyguya ağırlık veren yazın akımına verilen isimdir.

Belâgat: Sözü düzgün, anlaşılır ve güze bir şekilde söyleme sanatı.

Bent: Bir şiirin 4, 5, 6, …. dizeli bölümlerinden her biri.

Berceste: Bir şiirdeki en güzel beyit ya da dize. 

Betimleme: Bir durumu, bir olayı, bir varlığı, ya da kavramı zihinde canlanacak biçimde anlatma. 

Beyit: Aynı ölçüde yazılan ve anlamca birbirine bağlı iki dizelik Divan şiiri birimidir.

Biçem: Bir sanatçının eserini işleyiş tarzına verilen ad, üslûp.

-C/Ç-

Cönk: Özellikle saz şairlerinin şiirlerinin toplandığı uzunlamasına açılan deri kaplı defter.

Çaprazlama: Bir cümlede ya da bir dizede daha önce geçen sözcüklerin sırasını, değişik ya da karşıt anlam verecek biçimde tersine çevirerek tekrarlama.

-D-

Darb-ı Mesel: Bir durumu ya da olayı anlatmak için kullanılan kalıplaşmış, anlamlı sözlerdir.

Dekadan: 19. yüzyılda Fransa’da natüralizme karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük eden sanatçılara verilen ad.

Devrikleme: Sözcüklerin cümle içinde olağan sıralanış biçimine uymayan kullanımı.

Devriye: İnsanın ve evrenin Tanrı’dan çıkıp tekrar Tanrı’ya dönmesi görüşünü temel alan devir kuramını anlatan şiirlerdir.

Dibâce: Eserin yazılış nedenini ve içeriğini açıklayan başlangıç kısmıdır.

Divan: Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları eserlerdir.

Dizin: Eserin içinde yer alan terimlerin alfabetik bir düzenle eserin sonunda verilmesidir.

Döşeme: Halk öykülerinde giriş bölümüne verilen isim. 

Drama: Sahnede oynanmak için yazılan, olayları oluş halinde ve karşıt oluşların çatışmasıyla geliştirip gösteren eserlerdir.

Durak: Hece ölçüsünde dizelerin iki ya da daha çok parçaya bölünüş yerine verilen ad.

Düğümleme: Bir yazıdan istenilen anlamı çıkarmayı veya o yazıyı kavramayı engelleyen anlatım karışıklığı.

-E-

Edebiyat: Duygu, düşünce, olay ve olguları, etkili ve güzel biçimde anlatan söz sanatıdır.

Edisyon Kritik: Farklı nüshaları bulunan eserlerin nüshaları aralarındaki farklılıkların tespit edilip aslına en uygun şekilde yayınlanmasıdır. Farklılıklar dipnotlarla gösterilir.

Eglog: İlkçağ edebiyatında Romalıların Vergilius şiirlerine verdiği isimdir. Çoban şiiri olarak da bilinir. Edebiyatımızda işlenmemiştir.

Egzotizm: Yabancı ülkelerin geleneklerini ve yaşama biçimlerini yansıtan, o ülkelere özgü manzaralarla donatılmış yapıtlar için kullanılan bir tanımlamadır.

Eklektizm: Birbirine aykırı çeşitleri bir araya getiren geniş sınırlı zevki ifade eder.

Epigram: Mezar taşlarına yazılan kısa, epik şiirlerdir.

Epizot: Bir roman, öykü ya da destanda olay örgüsü içinde başlı başına konusal bir bütünlük taşıyan ikinci derecedeki eylem ya da eylemlerdir.

Epope: Kahramanlık öyküleri anlatan uzun manzum öyküleridir.

Etimoloji: Bir kelimenin hangi kökten geldiğini araştıran bilim dalı.

-F-

Fabl: Kahramanları bitkiler ve hayvanlardan seçilen eserlere verilen isimdir.

Fantazya: Düş gücünün alabildiğince özgürce ortaya koyulduğu düşünceye ya da bunlarla donatılmış sanat yapıtlarıdır.

Fars: Oldukça basit güldürme unsurlarından yararlanılarak, bazı durumlarda inanılırlığın sınırları dışına çıkarak oluşturulan, düşündürmekten çok güldürmeyi amaçlayan oyunlar.

Fasih: Bütün dil kurallarına uyularak doğru, güzel ve açık şekilde konuşup yazmak.

Fenafillah: “Ölmeden önce ölmek” anlamına gelir. Tasavvufî inanca göre, insanın dünyadan vazgeçerek varlığını Allah’ın varlığında eritmesidir.

Fıkra: İçinde güldürünü öğesi bulunan kısa öyküler için kullanılan Fıkra, gazete ve dergilerin belli sütunlarında yayınlanan güncel, toplumsal ve siyasal yazıların da ismidir.

Fiktif: Gerçek olmayan, varsayılan. 

Folklor: Bir milletin uzun yıllar boyunca oluşturduğu geleneklerin, inançların, törelerin ve kültürün ortak adıdır.

-G-

Galat: Bir kelimenin yanlış anlamda kullanılmasıdır.

Gösterge: Genellikle kendisi dışında bir şey gösteren her türlü nesne, varlık ya da olguya denir.

Göz Uyağı: Hem yazılışları bakımından hem de ses yönünden kafiyeli olmayan dize sonlarındaki sözcüklerin aynı harfle kafiyelenmesidir. (Gam, Cem, Kerem)

Grotesk: Güldürmeyi (kaba biçimde) amaçlayan komedi türüdür.

Gülbank: Bir topluluğun hep bir ağızdan ezgili biçimde söylediği kalıplaşmış tekbirlere, dualara verilen ad.

-H-

Hâbname: Eserde anlatılanlara, rüyada görülenlerin aktarılması izleniminin verilmesidir.

Hamamiye: Divan edebiyatında, hamamı ya da hamamdaki güzelleri tasvir etme  amacıyla yazılan kasidelere verilen isimdir.

Hamaset: Kahramanlık.

Hamse: Divan edebiyatında, beş mesnevinin bir araya gelmesiyle oluşturulan yapıta verilen isimdir.

Haşv-Haşiv: Eserde gereksiz sözcük kullanılmasıdır.

Hayfa: “Yazık, eyvah!” anlamına gelen bir kelimedir.

Hâyide: Herkes tarafından bilinen ve sıkça kullanılan söz anlamındandır.

Hezl: Alay, eğlence, şaka anlamına gelen bir kelimedir. Bir konuyu alaylı bir söyleyişle işleyen şiirler için de kullanılmıştır. 

Hiciv: Bir kişiyi, düşünceyi ya da toplumun eksik yanlarını iğneleyici bir dille ortaya koymak amacıyla yazılmış ürünlere verilen isimdir.

Hikmet: Dini-ahlaki konuları işleyen ve nasihat eden eserlerdir.

Hilye: Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vasıflarını anlatan yazılardır.

Hitabet: Söz söyleme sanatı.

-I-

Irmak Roman: Bir kişinin ya da bir topluluğun, belirli bir zaman dilimi içindeki yaşayış dönemlerini birbirini tamamlayacak biçimde anlatan roman dizisidir.

-İ-

İbda: Eserin, yazıldığı döneme göre olağanüstü nitelikler taşımasıdır.

İbham: Eserin, anlaşılmayacak kadar kapalı bir anlama sahip olmasıdır.

İcaz: Bir fikri az sözcük kullanarak öz bir şekilde anlatmaktır.

İfrat: Mübalağa sanatının bir türüdür. Bir sıfatı aşırı derecede şiddetlendirmek demektir.

İham: İki ya da daha fazla anlamı olan sözcüğün en uzak anlamıyla kullanılmasıdır.

İhtira: Daha önce hiçbir şairin kullanmadığı sözcük ya da üslûp.

İhtisar: Bir fikrin olabildiğince az sözcükle anlatılmasıdır.

İkmal: Bir cümlenin anlamının sonraki cümleyle tamamlanmasıdır.

İksar: Bir fikrin, gereksiz şekilde uzatılan ve tekrarlanan sözcüklerle anlatılmasıdır.

İltizam: Şiirde kafiyeyi sağlayan, düzyazıda seci olarak kullanılan sözcükten önce gelen ve harf sayısı bakımından kafiyeye denk olan benzer sözcükler kullanılarak yapılan sanata denir.

İmge: Anlatılmak istenenle başka şeyler arasında ilişki kurarak zihinde canlandırılmasını sağlayan yeni biçimlerdir.

İnsicam: Sözün düzgün, tutarlı ve birbirine bağlanarak söylenmesidir.

İnşa: Divan edebiyatında süslü düzyazılara verilen isimdir.

İntihal: Başkasına ait bir eserden parçalar alarak kendisine aitmiş gibi gösterme.

İroni: Söylenenin tam tersinin kastedilmesidir.

İrsal-i Mesel: Söze güç katmak için araya atasözleri ya da atasözleri ayarında örnekler katmaya denir.

İstidrad: Uygun bir yerde konu dışında bir şey anlatmak.

İstidrâk: Över gibi görünerek yerme ya da yerer gibi görünerek övme sanatıdır.

-K-

Kalem Şuarası: Hece ve aruz ölçülerini kullanarak şiir yazabilen; ancak saz çalmayı bilmeyen şairlere “Kalem Şuarası” denir.

Kalenderi: Saz şairlerinin aruzun mef’ulü mefailü mefailü feulün kalıplarına göre yazdıkları ve özel bir ezgiyle söyledikleri şiir türü.

Karavelli: Asıl hikâyenin içine katılan küçük, müstakil hikâyelerdir.

Kat: Genellikle heyecanın arttığı anlarda sözün kesilmesidir.

Katar: Halk edebiyatında alt alta sıralanan dörtlüklerin tümüne birden verilen isim.

Kayabaşı: Halk edebiyatında kullanılan bir koşma türüdür.

Kesik: Halk edebiyatında hece sayısı 7 veya 8 olan şiirlerin geneline verilen isimdir.

Kıssa: İçinden ahlak dersi çıkartılan özlü ve kısa söz. 

Kurmaca: Tasarlanarak üretilmiş, tasarlanmış.

Kübizm: 20. yüzyılın başlarında resimde başlayan, sonra diğer sanat dallarıyla beraber edebiyatta etkisini gösteren sanat akımı.

-L-

Lâedri: Yazarı bilinmeyen eser demektir.

Lakonizm: Anlatılmak istenileni en az sözcükle ya da en kısa biçimde anlatma yolu.

Lebdeğmez: İçinde dudak ünsüzlerinin (b, f, m, p, v) bulunmadığı kelimelerle yazılmış şiire verilen ad.

Lehçe: Bir dilin tarihsel, toplumsal, kültürel nedenlerle dilbilgisi ve sözlük bakımından farklılaşmış biçimi. 

Letrizm: Sözcükleri ve sözcüklerin anlamsal değerlerini hiçe sayıp şiirde harfi temel birim olarak kabul eden edebiyat akımı.

Lirizm: Duyguların etkili ve coşkulu bir biçimde anlatılmasıdır.

Lügaz: Bir varlığın özelliklerinin şiir biçiminde anlatılmasıyla oluşturulan bilmece.

-M-

 Mahlas: Bazı ozan ve yazarların eserlerinde kullandıkları takma ad.

Maklub: Tersten yazıldığında yine aynı kelimenin ortaya çıktığı kelimeler. (mum, aba, ütü…) 

Mani: Halk edebiyatının en yaygın ve en küçük nazım biçimi.

Manzum: Nazımla yazılmış veya nazım biçimine konmuş, nesirden farklı nitelikler barındıran eserlere verilen ortak isim.

Manzume: Nazım biçiminde yazılan, sanat değeri taşımayan dil ürünlerine denir.

Mazmun: Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı bir şekilde anlatmak için kullanılan kalıplaşmış sözlere verilen ad.

Mecaz: Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında başka bir anlamda kullanılmasıdır.

Meddah: Çeşitli taklitler yaparak hikayeler anlatan halk sanatçısı.

Melodram: İlkçağlarda özellikle de eski Yunan’da bazı bölümlerinde müzik çalınan; ancak sözleri ezgili olmayan sahne yapıtlarına verilen ad.

Menkıbe: Din büyüklerinin, ermişlerin hayatlarını ve mucizelerini anlatan öykülere denir.

Mersiye: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntüyü ve acıyı anlatmak; onun erdemlerini, iyi yönlerini dile getirmek amacıyla yazılan şiirlere verilen genel ad.

Mesel: Öğretici, ahlaki özellikler taşıyan küçük hikâyeler.

Mesnevi: Her beyti kendi içinde kafiyeli, beyit sayısı beyit sayısı sınırsız olan Divan edebiyatı şiir biçimidir.

Metafor: Bir varlığı, durumu ya da olguyu bir başkasına benzeterek anlatmak.

Methiye: Bir kimseyi övmek, yüceltmek amacıyla yazılan şiirlerin genel adı.

Mey: Divan edebiyatında şarap.

Mısra: Manzum yazıların her bir satırına verilen ad. Dize.

Mitos: Tarih öncesi dönemlerle ilgili Tanrı, tanrıça veya kahramanların yaşamlarını, serüvenlerini anlatan efsanelere verilen ad.

Monografi: Herhangi bir konu üzerinde özgün bir görüşle yapılan ayrıntılı, derinlemesine inceleme.

Monolog: Bir kişinin anlattığı eğlendirici öykü. Tiyatroda tek kişinin konuşmasına da denir.

Muamma: Belli kurallara uyarak bir insan adı çıkacak şekilde düzenlenmiş manzum bilmece.

Musarra: Mısraları birbiriyle kafiyeli beyitlere denir.

Münşeat: Mensur ya da mektupların toplandığı yapıtlara verilen genel ad.

Münşi: Sanatlı düzyazı yazan kişilere verilen ad.

Müntehabât: Aynı türde yazılmış seçilmiş eserlerden oluşan antoloji.

-N-

Nazım: Duygu, düşünce ve isteklerin ölçülü, ahenkli bir şekilde iletmeyi amaçlayan anlatım yolu. 

Nazire: Bir şairin, başka bir şairin şiirine konu ve biçim yönünden benzer özelliklerde yazdığı şiir. 

Neoklasizm: Sembolizme tepki olarak doğan ve klasik zevki, klasik söyleyişi canlandırmayı amaçlayan sanat ve edebiyat akımı.

Nihilizm: Hiççilik.

-O-

Olay Örgüsü: Konuyu oluşturan olayların birbiriyle olan ilişkilerine verilen ad.

Olay Öyküsü: İçinde barındırdığı olaylar sayesinde okuru gerilim ve merak içinde bırakan öykü türü. 

Opera Komik: Komik ve acıklı olayları, durumları bünyesinde barındıran müzikli oyun.

Ortaoyunu: Sahneye benzer bir alanda, belirli bir konunun yazılı bir metne bağlı kalınmaksızın oynanması.

Oyun: Sahnede oynanmak amacıyla yazılmış yapıtlara verilen ad.

Ozan: Kopuz adlı çalgı eşliğinde türkü söyleyen eski Türk şairlerine verilen ad.

-Ö-

Öndeyiş: Bir eserde asıl konudan önce geçenleri özetleyerek veren bölüm.

Özdeyiş: Bir duyguyu, bir düşünceyi, en kısa ve en özlü biçimde anlatan yoğun anlamlı söz.

-P-

Panteizm: Kâinatla Allah’ın tek bir varlık olduğunu, ileri süren düşünüş biçimi.

Parodi: Ağırbaşlı, ciddi bir yapıtın tamamını ya da bir kısmının, biçimsel özelliklerini koruyarak yeni bir içerikle işleyen eser.

Perde: Tiyatro yapıtlarında, oyunun belli başlı bölümlerine verilen ad.

Pesimizm: Kötümserlik.

Pitoresk: İnsan zihninde resme benzer bir hayal uyandırabilen söz ya da yazı.

Poetika: Şiir üzerine düşüncelerin ve teorilerin tamamı.

Portre: Bir kişiyi fiziksel görümü ve ruhsal durumu bakımından en belirleyici özellikleriyle tasvir etme.

Pragmatizm: Faydacılık.

Pürizm: Saf bir dil kullanma.

-R-

Ramazaniye: Giriş bölümünde ramazanı konu alan kaside.

Rikkat: Anlatımda kulağa hoş gelen sözcüklerin kullanılmasıdır.

Rücû: Bir fikri daha kuvvetli ifade etmek için söylenen sözden vazgeçer gibi davranmak.

-S- 

Saki: Divan edebiyatında içki meclisinde şarap sunan kişiye verilen ad.

Sakinâme: Konusu şarapla ilgili olan mesnevilere verilen ad.

Saliye: Divan edebiyatında yeni yılı kutlamak için yazılan şiirlere verilen ad.

Salnâme: İçinde gün ve ay bilgisi de bulunan, kimi konularda bilgiler içeren kitaplara verilen ad. Yıllık.

Satranç: Saz şairleri tarafından aruzun belli kalıplarıyla musammat gazel şeklinde yazılan şiirler.

Saya: Âşık edebiyatında nesir.

Sebk-i Hindî: Divan edebiyatında kullanılan bir üslûp. Hint üslûbu, Hint tarzı.

Seci: Eski düzyazıda cümlelerin ortasında ve sonunda kafiyenin bulunmasına verilen ad.

Sefaretname: Osmanlı İmparatorluğu zamanında, bazı elçilerin gittikleri yabancı ülkeleri tanıtmak amacıyla o ülkelere gördüklerini anlattıkları eserlere verilen ad.

Sehl-i Mümteni: Çok kolay yazılmış gibi görünen; fakat benzeri yazılmaya kalkışıldığında güçlüğü anlaşılan sade ve derin anlamlı söz.

Selâset: Bir yazıda cümlelerin ve kelimelerin akıcı, ahenkli ve kolay anlaşılır olmasıdır.

Selh: Başkasının şiirindeki kelimeleri değiştirerek aynı anlamda yeni bir şiir yazmak.

Semantik: Kelimelerin anlamlarını araştıran bilim dalı.

Septisizm: Şüphecilik.

Simge: Toplumsal uzlaşmaya dayanan, anlamı önceden kararlaştırılmış belirli işaret.

Surnâme: Sünnet düğünleri, evlenmeler gibi önemli törenleri konu alan şiirlere verilen ad.

-Ş-

Şathiyat: Tekke edebiyatında, Allah’la senli benli, söyleşircesine yazılan şiirlere verilen ad. 

Şive: Bir dilin değişik kültür düzeylerine göre farklı şekillerde konuşulma özelliği.

Şiveye Mugayeret: Dili kurallarına uymadan kullanmak.

-T-

Tarih düşürmek: Divan edebiyatında şairlerin doğum, ölüm ya da önemli olayları belirtmek amacıyla beyitlere tarih gizlemeleridir.

Tasavvuf: İslam dininde varlık birliğini temel alan, Panteizmi ana düşünce olarak benimseyen, kalbi dünya işlerinden arındırarak Allah sevgisine adayan düşünüş biçimi.

Taşlama: Halk edebiyatında bir kişiyi, bir kurumu ya da bir olayı alaycı bir dille eleştiren şiir biçimi. 

Tecelli: Tasavvuf düşüncesine göre kâinattaki tüm varlıkların Allah’ın bir yansıması olduğu düşüncesidir. 

Tema: Bir yapıt ya da yaratının anlamca sürdürdüğü temel yönelimlere verilen ad.

Terim: Bir bilim ve sanat dalıyla ilgili kavramları karşılayan sözcüklere verilen ad.

Tezkire: Divan edebiyatında şairlerin hayatını konu alan eserlerin genel adı.

Tezli Oyun: Akışı fikirlere dayandırılarak yazılmış oyun türü.

Tezli Roman: Genellikle toplumsal ya da siyasal bir sorunu konu alan ve bunu bir teze bağlayarak işleyen roman türü.

Tirad: Oyunlardaki kahramanların kesintisizce konuşmalarına verilen ad.

Tiyatro: Oyunların oynandığı yer anlamına gelir.

Tuluat: Önceden yazılmış bir metne dayanmayan; ama olay örgüsü önceden bilinen, oyuncuların bu örgüye göre anlık geliştirdikleri buluşlarıyla konuştukları halk tiyatrosu türü.

Tumturak: Sözlü ve yazılı anlatımda gereksizce büyük laflar etmekten doğan anlatım eksikliği.

-U-

 Uyak: Sözcük ve eklerin son heceleri ya da en az iki dizenin sonunda yinelenen ses benzerliği. 

Uyarlama: Yabancı dilden çevrilen bir eseri, çevrildiği dili kullanan toplumun kültürel  töre ve geleneklerine uydurma işi.

-Ü-

Üç Birlik Kuralı: Trajedi’de yer, zaman ve konu birliğini ifade eder.

Üslûp: Sanatçının eserini oluştururken kullandığı kişisel anlatım biçimidir.

Üstdil: Özellikle belirli bir alana özgü olan bir konuyu açıklamak için kullanılan oluşturulmuş dil.

-V-

Verizm: Doğruculuk.

Vodvil: Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılara da yer verilen bir komedi türüdür.

-Y-

Yapısalcılık: Dili ve dilsel ürünleri açıklanmasına yardımcı olan, dilbilimi gibi insan bilimleriyle ilişkili dallarda kullanılan bilimsel bir metot.

Yedekli Koşma: Doğu Anadolu ile Azerbeycan’da saz ozanlarının söyledikleri bir koşma türü.

Yığın Romanı: Sanatsal yönü zayıf, sürükleyici olayları konu edinen ve geniş okur kitlerine seslenmeyi amaçlayan roman türü.

Yuğ: Türklerin İslamiyetten önce Şaman inançları doğrultusunda düzenledikleri cenaze töreni.
 

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

ÇUKUROVALILIK ÜZERİNE

ÇUKUROVALILIK ÜZERİNEÇUKUROVALILIK ÜZERİNE    Bu topraklarda, demek Çukurova’da gizemli sanılabilecek...

Roman Tahlilleri,  YAPRAK DÖKÜMÜ Roman Tahlili

Roman Tahlilleri,  YAPRAK DÖKÜMÜ, Reşat Nuri GÜNTEKİNRoman Tahlilleri,  YAPRAK...

Semai, Semai Nedir?

Semai Daha çok sevgi, doğa,...

15. YÜZYILDA KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATINDA NESİR

15. YÜZYILDA KLASİK TÜRK (DİVAN) EDEBİYATINDA NESİR15. YÜZYILDA KLASİK...

19. YÜZYILDA ŞİİRİN DURUMU

19. YÜZYILDA ŞİİRİN DURUMU19. YÜZYILDA ŞİİRİN DURUMU 18. yüzyılda Klâsik...

RECAİZADE EKREM, RECAİZADE EKREM KİMDİR, RECAİZADE EKREM ESERLERİ

recaizade mahmut ekrem eserleri, recaizade mahmut ekrem biyografisi,...

Nasıl Yazar Olunur, Nasıl Yazar Olabilirim

Nasıl Yazar Olunur, Nasıl Yazar Olabilirim?Nasıl Yazar Olunur, Nasıl Yazar Olabilirim? Nasıl...

Mısra Nedir, Beyit Nedir, Berceste Nedir?

Mısra Nedir, Beyit Nedir, Berceste Nedir?Mısra Nedir, Beyit Nedir,...

Romanda Anlatım Teknikleri

Romanda Anlatım TeknikleriRomanda Anlatım Teknikleri Romanda olay veya durumların etkili...

17. YÜZYILDA ŞİİR

17. YÜZYILDA ŞİİR17. YÜZYILDA ŞİİR 17. yüzyılda klasik üslupla birlikte,...

Edebi Akımlar: EDEBİ AKIMLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ

Edebi akımlar özet, edebi akımlar tablo, edebi akımlar pdf,...

EDEBİ AKIMLAR> Fransız Edebiyatı ve Temsilcileri

İngiliz Edebiyatı, Alman Edebiyatı, İspanyol Edebiyatı, Amerikan Edebiyatı, Fransız...

Edebi Akımlar

Edebi AkımlarEdebi Akımlar Edebi Akımlar Nelerdir?, Edebi Akımların Özellikleri, Edebi...

İlginizi Çekebilir