Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler I-İ Harfi

I, İ Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler I-İ Harfi

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler I-İ Harfi

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler A Harfi, Atasözleri ve Deyimler, Atasözleri ve Açıklamaları, Türkçe Atasözleri

Atasözleri ve Anlamları İçin Tıklayınız.

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Deyimler ve Anlamları İçin Tıklayınız.

A B C Ç D E F G H I İ K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

I, İ Harfleri ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

Icığını cıcığını çıkarmak: Bir meseleyi en ince ayrıntısına dek incelemek, soruşturmak.

Ikınıp sıkınmak: Bir işi yapabilmek için kendini gereğinden fazla zorlamak, sıkmak.

Isıtıp ısıtıp önüne koymak: Önceden olan bir olumsuzluğu, hatırlanmak istenmeyen bir durum veya olayı sürekli olarak, her defasında o kişinin yanında dile getirmek, söylemek.

Iska geçmek: Hedefi tam tutturamamak, hedefi sıyırmak, vuramamak. Bir şeyin üzerinde fazla durmamak, onu önemsememek.

Iskartaya çıkarmak: Bir şeyi, sözü değersiz bularak onu bir yana atmak.

Işığı altında: Konuyla ilgili bir durum veya düşünceyi göz önünde tutmak.

Işık tutmak: Aydınlatmak, yol göstermek, yardımcı olmak.

İbret almak: Bir olumsuzluktan yararlanarak ondan ders almak.

İcabına bakmak: Gereğini yerine getirmek. Ne gerekiyorsa onu yapmak.

İç çekmek: Çok derin bir şekilde soluk alıp hıçkıra hıçkıra ağlamak.

İç etmek: Birinin eline geçen bir şeyi kimseye göstermeyip kendine mal etmesi.

İç gıcıklamak: Birini harekete geçirmeye, istek uyandırmaya çalışmak.

İçi açılmak: Sıkıntı ve zorluklardan kurtulmak, ferahlamak.

İçi cız etmek: Çok üzülmek.

İçi çekmek: İstek duymak.

İçi çıfıt çarşısı: İçinde binlerce kötülük, hile olan kimse.

İçi daralmak: Sıkıntıdan bunalmak.

İçi dışı bir: Olduğu gibi görünen veya göründüğü gibi olan kimse. İçinde kötülük saklamayan.

İçi dışına çıkmak: Kustuğu için oldukça kötü olan kimse.

İçi erimek: Çok fazla üzülmek, kaygılanmak.

İçi geçmek: Bir nedenden dolayı gücü azalmış kimse. Hiçbir şeye ilgi duymayan kişi.

İçi gitmek: Çok aşırı bir istek duymak.

İçi hop etmek: Bir anda heyecanlanmak.

İçi içine sığmamak: Çok sevinçli olmak, bu sevincini belli ettirmek.

İçi kabarmak: Aşırı duygusal bir durum yaşayıp bundan ötürü ağlamak.

İçi kan ağlamak: Kimseye sezdirmeden üzülmek, aşırı üzülmek.

İçi kazınmak: Çok acıktığı için midesinde eziklik duymak.

İçi parçalanmak: Bir kimse için çok acı duymak, aşırı üzülmek.

İçi rahat etmek: Kaygılanacak bir durum olmadığını öğrenip sıkıntıdan kurtulmak, oldukça rahatlamak.

İçi sızlamak: Acı duymak, üzülmek.

İçi tez: Tez canlı.

İçi titremek: Büyük bir arzu duymak.

İçi yanmak: 1. Çok susamak. 2. Aşırı derecede üzülmek.

İçinden gülmek: Birisine sezdirmeden, çaktırmadan içten içe gülmek, sevinmek.

İçinden okumak: Dudaklarını hareket etmeden, ses çıkarmadan okumak.

İçinden pazarlıklı: Kötü düşünceli olup da yapacağı kötülükleri kimseye sezdirmeyen.

İçine atmak: Üzüntüsünü, derdini kimseye söylememek, onu içinde tutmak.

İçine çekilmek: Yalnızlığa gömülmek, çevredeki insanlarla irtibatını kesmek.

İçine dert olmak: Çok istekli olduğu bir şeyi yapamadığı için kaygılanıp bundan büyük üzüntü duymak.

İçine doğmak: Sezinlemek.

İçine işlemek: Bir sözün, davranışın kişiyi derinden etkilemesi, kalıcı etki bırakması.

İçine kapanmak: Duygularını kimseye açmayan.

İçine kurt düşmek: Kuşkulanmak.

İçine sindirmek: Bir şeyi tam olarak benimsemek, kabul etmek.

İçine sinmemek: Tadına varmamak.

İçine sokacağı gelmek: Bir kimseyi çok fazla sevmek, bundan dolayı ne yapacağını bilememek.

İçine yedirememek: Bir şeyi bir türlü kabul edememek, benimsememek.

İçini açmak: Derdini, sırrını biriyle paylaşmak, anlatmak.

İçini bir kurt yemek: Devamlı olarak bir kaygı taşımak.

İçini boşaltmak: Sitemini söylemek, derdini, sıkıntısını birilerine açmak.

İçini dökmek: Birilerine dert, üzüntü ve sıkıntılarını paylaşmak.

İçini kemirmek: Bir üzüntüden rahatsızlık duymak.

İçler acısı: Çok acıklı olay veya durum.

İçli dışlı olmak: Sıkı fıkı, teklifsiz olmak.

İçtikleri su ayrı gitmemek: Çok samimi, her şeyi birbirleriyle paylaşan, sıkı fıkı kişiler.

İdare etmek: 1. Bir yeri yönetmek. 2. Göz yummak, hoş görmek.

İflahım kesmek: Gücünü tüketmek, belini kaldıramayacak hale gelmek.

İfrata kaçmak: Bir şeyde aşırı gitmek.

İfrit olmak: Çok fazla öfkelenmek, kendini kaybedecek kadar sinirlenmek.

İğne atsan yere düşmez: Çok kalabalık olan yer.

İğne ile kuyu kazmak: Bir işi meydana getirmeye çalışırken araç-gerecin yetersizliğinden o işi ağır ve güç yürütmek. Olmazı yapmaya çalışmak.

İğne ipliğe dönmek: Çok zayıflamak.

İğneli söz: Kırıcı, dokunaklı, üzüntü verici söz.

İhtimam göstermek: Özen göstermek.

İki arada bir derede kalmak: Çok zor bir durum yaşamak, sıkışıp kalmak.

İki ayağını bir pabuca sokmak: Bir işin yapılmasını dar bir zamanda isteyip yapacak olanı zor, sıkışık bir duruma sokmak.

İki cihanda yüzü ak olmak: Yaşantısıyla, dürüstlüğüyle hem bu dünyada hem de diğer dünyada mutlu olmak, karşılığını görmek.

İki çift laf etmek: Bir şey hakkında biraz konuşmak.

İki dirhem bir çekirdek: Özenli, düzgün giyinmiş kişi.

İki eli kanda olsa: En zor şartlarda, imkânsızın olduğu zamanlarda bile.

İki eli yakasında olmak: Birinden hesap sormak.

İki gözü iki çeşme: Gereğinden fazla ağlamak.

İki paralık etmek: Onurunu, değerini düşürmek. Birinin onuruyla alay etmek.

İki sözü bir araya getirememek: Duygu ve düşüncelerini düzgün bir şekilde anlatamamak. İletişimde problem yaşamak.

İki yakası bir araya gelememek: Geçim sıkıntısı çekmek.

İkide bir, ikide birde: Sık sık.

İkili oynamak: İki yüzlü davranmak. Her iki tarafa da hoş, şirin görünmek. Her iki tarafın da adamı olmak.

İleri geri konuşmak: Yaralayıcı, kırıcı, gereksiz konuşmak. Konuşmasıyla birilerini üzmek.

İleri gitmek: Söz ve davranışlarıyla ölçüyü kaçırmak, normalin dışına çıkmak. Haddini bilmemek.

İliğine kemiğine işlemek: Bir şeyden oldukça etkilenmek.

İliğini kurutmak: Canından bezdirmek.

İlk göz ağrısı: Kişinin ilk sevgilisi veya ilk çocuğu.

İmam kayığı: Tabut

İmana gelmek: Sonunda yanlışı terk edip doğru yola gelmek. İslam dinini kabul etmek.

İmanı gevremek: Çok yorulmak veya çok sıkıntı çekmek.

İmiğine sarılmak: Bir kimseyi bir iş için fazlaca sıkıştırmak.

İn cin top oynuyor: Issız, kimsenin olmadığı yer.

İnce eleyip sık dokumak: En küçük ayrıntılarına kadar, hiçbir açık bırakmadan bir şeyi incelemek.

İncir çekirdeğini doldurmaz: Önemsiz şey, oldukça küçük olan.

İnme inmek: Vücudun bir tarafının işlevini yitirmesi, duyarsız hale gelmesi. Felç olmak.

İnsan eti yemek: Birilerini her yerde çekiştirmek, gıybet etmek. Yüzüne söylediğinde hoşa gitmeyen bir şeyi kişinin arkasında söylemek.

İnsan sarrafı: İnsanları iyice tanıyabilen kimse.

İnsanlıktan çıkmak: Bir insana yakışmayacak hal ve hareketlerde bulunmak. İnsana ait özellikleri sergilememek.

İnzivaya çekilmek: Dünya işleriyle uğraşmamak, bir köşeye çekilmek.

İpe çekmek: Birini asmak, onu idam ederek onun hayatına son vermek.

İpe sapa gelmez: Tutarsız, mantık dışı söz, konuşma.

İpe un sermek: Birtakım bahaneler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.

İpi koparmak: Biriyle olan anlaşmazlığı daha da artırıcı hal ve hareketlerde bulunmak. İşi çözümsüzlüğe sokmak.

İpi sapı yok: Çelişki içeren, saçma sapan, gereksiz, yersiz olan.

İpin ucunu kaçırmak: Ölçüyü aşarak bir işi çıkmaza sokmak.

İpiyle kuyuya inilmez: Birinin güvenilecek kendisine itibar edilecek hiçbir tarafının olmaması.

İple çekmek: Bir şeyin gerçekleşmesini çokça arzulamak, zamanın gelmesine neredeyse tahammül edememek.

İpliğini pazara çıkarmak: Birinin kötü tarafını ortaya çıkarmak.

İpucu vermek: Aranan bir şeyi bulmak için ona işaret, belirti, ışık olan her şey.

İsabet etmek: Yerinde iş görmek veya bir şeyin kişiye olumlu anlamda denk gelmesi, kişiyi bulması.

İsim yapmak: Tanınmak, ün yapmak.

İsmi var, cismi yok: İsmi olmasına karşın verilen işi, görevi yerine getirmeyen veya sözü edilen kişinin sadece isminin olması.

İster istemez: Kişinin elinde olmadan, zorla, zoraki yapılan.

İstifini bozmamak: Aldırış etmeyip durum ve davranışını değiştirmemek

İş ayağa düşmek: Bir işin sorumluluk sahibi olmayan, beceriksiz, pısırık kimselerin elinde olması.

İş başa düşmek: Kendi işini kendi görmek zorunda kalmak.

İş çatallanmak: Bir işin sonuçlanması için türlü türlü zorluklarla karşılaşmak.

İş çığrından çıkmak: Bir şeyin düzeltilmesinin güç bir hal alması.

İş görmek: İş yapmak.

İş inada binmek: Bir şeyi yapmamakta ısrar etmek.

İş işten geçmek: Bir iş için uygun olan zamanı, fırsatı kaçırmak.

İş sarpa sarmak: İşe engel çıkarmak.

İşe koşmak: Kişiyi bir iş yapmak için bir yere göndermek, görevlendirmek.

İşi ağırdan almak: Bir işi yapmakta oldukça isteksiz, moralsiz görünmek. O işi yapmayı ağırlaştırmak.

İşi Allah’a kalmak: İnsanların yapabileceği yardımdan tamamen umudu kesmek. Çok zor bir durumda kalan kişiler için kullanılır.

İşi azıtmak: Bir işi yapmak için yanlış veya aşırı bir yola başvurmak, o yola sapmak.

İşi başından aşmak: Çok fazla işi olan kimse. İşlerin içinde neredeyse kaybolmak.

İşi bitmek: Kişinin artık güç ve takatinin bir şey yapmaya elverişli olmaması. Fiziken ve ruhen tükenmesi.

İşi duman olmak: İşinin oldukça kötü olması, çok berbat bir hal alması.

İşi düşmek: Birinin yardımına, rehberliğine gereksinim duymak.

İşi iş olmak: İşi yolunda gitmek, bu vesileyle kendini mutlu hissetmek.

İşi oluruna bırakmak: Yapmakta olduğu bir işi zamana, normal seyrine bırakmak.

İşi sıkı tutmak: Belirli bir disiplin ve kurallar ölçüsünde iş yapmak, işe gereken özen ve itinayı göstermek.

İşi tatlıya bağlamak: İşi memnuniyet verici bir çözüme ulaştırmak.

İşi tıkırında olmak: İşin çok iyi olması, çok uygun bir yolda devam etmesi.

İşi yokuşa sürmek: Bir işi yapmamak için türlü türlü bahaneler öne sürmek, güçlükler çıkarmak. Olur olmaz şeyleri denemek.

İşin rengi değişmek: Durumun başka bir şekle bürünmesi, nitelik değiştirmesi.

İşinden olmak: İşini kaybetmek. Yaptığı işin, görevinin sonunun gelmesi.

İşini bilmek: Nereden çıkarının olduğunu bilmek.

İşkembeden atmak: Bir karşılığı olmayan sözler söylemek, uydurmak.

İşporta mal: Değeri, niteliği düşük mal.

İşten el çektirmek: Bir kimsenin işine son vermek.

İt kopuk: Aşağılık, soyu sopu olmayan kişi.

İt sürüsü kadar: Çok fazla, oldukça kalabalık topluluk.

İte kaka: Binbir güçlükle, zor bela.

İtibar kazanmak: Bir kişinin değerinin artması, saygınlık uyandırması. Güvenilecek bir kişi olması.

İtibardan düşmek: Saygınlığını kaybetmek.

İtimadı sarsılmak: Birinin kendisine olan güveninin azalması, yok olması.

İtimat beslemek: Birine güven duymak.

İyi etmek: Birini hastalıklardan kurtarıp sağlığına kavuşturmak.

İyi gelmek: Sağlığına kavuşmasına neden olmak.

İyi gözle bakmamak: Birisi hakkında olumlu düşüncelere sahip olmamak, ona güvenmemek.

İyi gün dostu: Dostlarına sadece iyi günlerinde yakınlık gösteren kimse.

İyi kalpli: Başkaları için hep iyilik düşünen.

İyi saatte olsunlar: Cinler, periler için kullanılır.

İzi silinmek. Ortadan kaybolup yok olmak. Hiçbir işaret ve delil bırakmamak.

İzinde yürümek: Başkasının yaptığını yapmak. Onun yolunu takip etmek.

İzzeti nefsine dokunmak: Onuruna dokunmak, kabul edememek.

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler G Harfi

G Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Atasözleri ve Deyimler, Atasözleri ve Açıklamaları, Türkçe Atasözleri I

I, İ Harfi ile Başlayan Atasözleri, Anlamları, Açıklamaları, Atasözleri...

Atasözleri ve Anlamları, Atasözleri ve Deyimler, Türkçe Atasözleri

Atasözleri ve Açıklamaları, Atasözleri ve Deyimler, Türkçe Atasözleri Bal dök...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler L Harfi

L Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Atasözleri ve Deyimler, Atasözleri ve Açıklamaları, Türkçe Atasözleri D

D Harfi ile Başlayan Atasözleri, Anlamları, Açıklamaları, Atasözleri ve...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler K Harfi

K Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler V Harfi

V Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler T Harfi

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler T HarfiDeyimler...

Atasözleri ve Deyimler, Atasözleri ve Anlamları, Türkçe Atasözleri O-Ö

O, Ö Harfi ile Başlayan Atasözleri, Anlamları, Açıklamaları, Atasözleri...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler O-Ö Harfi

O, Ö Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler P Harfi

P Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler B Harfi

B Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

Deyimler Sözlüğü, Deyimler ve Anlamları, Açıklamalı Deyimler D Harfi

D Harfi ile Başlayan Deyimler, Anlamları, Açıklamaları, Deyimler Sözlüğü,...

İlginizi Çekebilir