ÇİĞNEM
ÇİĞNEM / ÇEYNEM; ÇEYNƏM; ÇEYNEM; ÇİİNEM; ÇÄYNÄM İLE LOKMA
İldeniz Turan
Türkçe kökenli sözleri büyük saklıkla, titizlikle yırlarında kullanmaya çalışan Lale Şahin Hanıma.
GİRİŞ
Çağdaş Türkçe kolları için “bir kökenden türemiş olup o Türkçe kolunun biçim – ses bilgisine göre yerleşmiş olan” sözleri alıntı anlamdaşlarına karşılık olarak sunarak kullanmak, Türk toplulukları arasında anlaşmayı kolaylaştıracak birinci seçenektir.
Eski Türkçe: ÖGİT > Türkiye: ÖĞÜT; Azerbaycan: ÖYÜD; Türkmen: ÖWÜT; Kazak: ÖGİT; Kırgız: ÜĞÜT; Özbek: ÖGİT; Çağdaş Uygur: ÖGÜT…
Eski Türkçe: KONUK > Türkiye: KONUK “Türk Ocağı, TDK yoluyla işlekleşti”; Azerbaycan: GONAG; Türkmen: GONAK; Kazak: KONAK; Kırgız: KONOK; Özbek: ÖGİT; Çağdaş Uygur: ÖGÜT…
Bu türden “Ortak Kökten Türemiş” sözlerin sayısı, “almaşlar (edatlar)”, “kökteş bağlaçlar”, “anlamı kolayca sezilebilir belirteçler”, “Ortak kökten eylem ile eylem türemeleri”.. “ÇAĞDAŞ TÜRKÇE KOLLARININ YÜZDE DOKSAN ALTISINDA” bir kökten türemiş söz varlığıdır.
Ancak, bu toplulukların uzun yıllar birbirlerinden uzaklaşması sonucu çok sayıda kavram (/ tüşünük) karşılığı olan sözler de başkalaşmış, anlaşılmaz, yalnız öğrenilerek anlamı bilinebilecek sözler ortaya çıkmıştır.
Bu ayrı ayrı biçimlerde ortaya çıkmış Türkçe sözlerden anlamı “en geniş tabanlı” sözleri ileride yaygınlaşması gereken “ORTAK SÖZ” olarak sunmak, önermek gerekliliği söz konusu olmuştur.
Çağdaş Türkçe kollarındaki “çiğnem (lokma)” karşılığı bütün Türkçe karşılıklar yaşatılmalıdır. BUNUNLA BİRLİKTE, bütün kollar arasında, hepsinde “ÇİĞNEMEK” eylemi ile yansımaları bulunduğu için bu eylemden türemiş olan “ÇİĞNEM” ile yansımalarını (çeynəm; çeynem; çiinem; çäynäm) ORTAK ANLAŞMA DİLİ (geçer dil, lingua franga)’nin söz varlığı olarak öneriyorum.
Arapçadan alıntı “lokma (< “luḳme”) sözünün gelecekteki Ortak Türkçe için en uygun Türkçe kökenli karşılığı olup
Türkçe: çiğnem, tike (lokma < luḳme)
Rusça: kusok
İngilizce: morsel;
Arapça: luḳme “ﻝﻭﻖﻤﻪ”
BİÇİM BİLGİSİ (İLM-İ SARF, MORFOLOJİ):
“ÇİĞNEM” ile yansımaları (çeynəm; çeynem; çiinem; çäynäm): ÇİĞNEMEK eyleminin köküne olan ÇİĞNE- köküne -M (BİR KEZ EYLEM ADI) eki getirilmesiyle türemiştir.
Bir kez eylem adları: DOĞUM, DİRİM, ÖLÜM, DOĞRAM, İÇİM, YUDUM, DEPREM, SÖYLEM (cümle, tümce), ÇİĞNEM.. salt, yalnız bir kez olan, bir kez gerçekleşen eylemlerin karşılanması için türemiştir. Bu yapıda, biçimde olup “bir kez eylem adı” özelliği taşımayanlar kesinlikle ANLAM KAYMASINA uğramış sözlerdir. Tutum (davranış biçimi), yalnız Kazan Tatar Türkçesi ile Türkiye T.sinin birkaç yöre ağzında kullanılmakta olup DİLDE BİRLİĞİ bozacak biçimde yaygınlaştırılan söylem (söyleyiş) gibi. Doğrusu: “SÖYLEM : cümle, tümce” anlamıdır.
ANLAM BİLGİSİ, ANLAM BİLİM (İLM-İ MAÂNÎ, SEMANTİK):
“Çiğnem” sözü, Arapça “lokma” sözünün Türkçe kollarında yayılmaya başlamasından sonra daha çok yöre ağızlarında kullanılmaya başlanmıştır.
ÇAĞDAŞ UYGUR TÜRKÇESİnde bu sözün iki karşılığı da Türkçe değildir. LUKMA, KALLEK (Farsça);
Aşağıda ayrıntılı bilgi verdiğimiz ÖZBEK TÜRKÇEsinde “çäynäm (lokma) (III)” karşılığı seyrek olarak kullanılsa da K. Türk Lehçeleri Sözlüğünde bu karşılık verilmemiştir.
Türkiye Türkçesi yöre ağızlarında Türkçe karşılık olarak “ÇİĞNEM” sözü kullanılmaktadır. Ancak, Osmanlı döneminin devşirme yöneticilerinin Türkçeyi aşağılayıcı bakışı değişmediği, ayrıca ilgili kurumun konuya yeterince titizlikle, saklıkla (dikkatle) yaklaşmamaları yüzünden yaygın Türkçeye kazandırılamamıştır.
— — —
SÖZ KÖK BİLGİSİ, KÖKEN BİLİM ((İLM-İ İŞTİKAK, ETİMOLOJİ):
=A= ART DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ESKİ TÜRKÇE KOLLARI
DİVÂNÜ LÜGÂT’İT-TÜRK –ile KARAHANLI TÜRKÇESİNDE
LOKMA KARŞILIĞI KULLANILAN SÖZLER:
DİVÂNÜ LÜGÂT’İT-TÜRK – Kaşgarlı Mahmut – 1072 yılı.
TDK YAYINLARI – Besim Atalay. 1. Baskı – 1939 yılı;
TİKE < TİKÜ = ÇİĞNEM (lokma “Arapça”)
tikü (ad) = Çiğnem (lokma), tike, bir tike.: III. 229. bkz kalbuz, tançu, tunçu. < “tikkü”
Bir tikü et : Bir çiğnem et (Bir lokma et). Bir dilim (?) et.
tiküledi : Ol maña ey tiküledi. = O bana eti çiğnem çiğnem (lokma lokmaı) verdi.
Başkası da böyledir:
Ol begge neñ tiküledi. = O, beğe (yöneticiye) urunçu (rüşveti) azar azar, bölüm bölüm verdi.
Buradaki “tiküledi” sözü öncekinden çıkmıştır.
tiküler, tikülemek.
tikülemek (nesneli durum eyl.) (I) = “bir yiyeceği, nesneyi Çiğnem çiğnem vermek (lokma lokma vermek).: III. 326.
tikülemek (nesneli durum eyl.) (II) = “urunçu (rüşveti) , nesneyi azar azar, bölüm bölüm vermek).: III. 326.
*** **** ****
TANÇU
tançu (ad) = Çiğnem (lokma), tıkım.: III. 392. bkz. tunçu, kalbuz, tikü.
tançulamak (kılış eyl.) = (ağızda) çiğnemek.:
Er etmek tançuladı. : Kişi ekmek çiğnedi. III. 352.
Tançular, tançulamak.
tançulamak (kılış eyl.) = “ağızda” çiğnemek.: III. 352.
*** **** ****
KALBUZ:
kalbuz (ad) = Çiğnem (lokma). Yudum.: I. 458. bkz. tançu, tunçu, tikü (< tikkü).
kalbuzlamak (kılış eyl.) = Yutmak. Tıkım, çiğnem (lokma) yapmak.: I. 458; III. 350.
— — —
KARAHANLI TÜRKÇESİ
İBNİ MÛHENNÂ LÜGÂTİ – 13. y. y.
tançu (ad) = Çiğnem (lokma “Arapça”). 165.
—D. L. T.: tançu (ad) = Çiğnem (lokma), tıkım.: III. 392. bkz. tunçu.
— — —
ESKİ TÜRKİYE TÜRKÇESİ (13. – 15. YY):
ÇİĞNEM, ÇEYNEM, ÇİYNEM
çeynem = Ağza bir atımda yiyilebilecek oranda yiyecek, tike, lokma “Arapça”
Gözlerüm Ceyhun-ı hûn olup aharlar her yüze
Bu yürek bir çeynem / çeymen (?) (ﭽﯾﻤﻦ) / (ﭽﯾﻤﻦ) et ortada suzandır neden.
(Kadı. XIV. 525)
[KAḌI BÜRHANETTİN DİVANI (ﺪﻴﻭﺍﻥﻯ ﺒﺮﻫﺍﻦﺍﺩﻴﻦ ﻕﺍﺽ): Bilgin bir hakan olan Kadı Bürhanettin’in bu divanı dil bakımından çok bay, varlı, ayrıca özelliklerle dolu bir kaynaktır.
1394 (796)te Halil bin Ahmet’in yazdığı bir tek basma İngiltere’de, Britiş müzesinde bulunmaktadır.
Türk Dil Kurumu 608 yaprak olan bu kaynağın fotokopisini aldırıp kitap biçiminde yayımlamıştır. Tarama bu fotokopi üzerinden yapılmıştır.
Tarayan: İstanbul Üniversitesi metin şerhi profesörü Doktor Ali Nihat Tarlan’dır.] (Kadı. XIV.)
OSMANLI TÜRKÇESİ (16. – 19. YY):
& ;Kurayz () [Arapça] = Deve ağzına cevfinden çıkardığı çiynemi () ve gevişi.
(Bab. XVI. 2, 202)
[BABUS-ÜL-VÂSIT (ﺍﻞﻭﺍﺴﻄ ﺒﺍﺒﻭﺲ): 16. yüzyıl bilginlerinden olup 1555 (963)te ölen Musa Merkez Efendi oğlu Mehmet Efendinin iki cilt üzerine düzenlediği Arapçadan Türkçeye sözlüktür. Eser, meşhur Kamus esas tutularak yazılmıştır. İstanbul kitaplıklarından birçoğunda nüshaları vardır.
Üsküdar’da Selimağa kitaplığında 1224, 1225 numaralarla kayıtlı olan nüsha taranmıştır.
Tarayan: Emekli öğretmen Atıf Tüzüner’dir.] (Bab. XVI.)
& Ceset içinde bir çeynem (ﭽﯾﻦﻢ) etvardır …. Ol kalbdir.
(Rav. Ah. XVI. 286)
[RAVZAT-ül-AHBAR TERCÜMESİ (ﺘﺭﺠﻤﻪﺴﻰ ﺍﻻﺨﺒﺍﺭ ﺭﻭﻀﺔ): 1571 (979) yılında kadı olduğu Üsküp’te ölen, Meşâirü’-ş-Şuara sahibi Bursalı Âşık Mehmet Çelebi’nin Arapçadan dilimize çevirerek II. Selim’e sunduğu terbiye ile ahlâk kitabıdır. Eserin Arapça aslı 1533 (940) yılında İstanbul’da ölen Amasyalı Hatib Kasım oğlu Muhyeddin Mehmet Efendinin, Zemahşeri’nin “REBİÜ’L-EBRAR” adlı eserini kısaltarak (RAVZAT-ÜL-AHBAR) adıyla yazdığı eserdir.
Çevirinin 1652 (1063) yılında Mustafa Bevvap’ın göçürdüğü (kopya ettiği) şimdi İstanbul Üniversitesi kitaplığının Rıza Paşa bölümünde 1548 numara ile kayıtlı nüshası taranmış, gerektikçe Millet kitaplığının Ali Emiri bölümünde 747 numara ile kayıtlı nüshaya bakılmıştır.
Tarayan: Kilisli Rifat Bilge’dir.] (Rav. Ah. XVI.)
& mudga (ﻤﺿﻐﻪ) [Arapça], gûşt – pare [Farsça] = Et paresi; gûşt – i hâyide (ﺨﺍﻴﻴﺪﻩ ﻜﻭﺚﺖ) [Farsça] : Yâni bir çiğnem (ﭽﻜﻦﻢ) et dahi derler.
[Aks. XVII – XVIII. 2 – 157]
& mudga (ﻤﺿﻐﻪ) [Arapça] = Bir çeynem () (ﭽﻜﻦﻢ) et dahi derler.
[Nuhbe. Ş. XVIII – XIX. 90]
[NUHBE -İ VEHBİ (ﻭﻫﺒﻰ ﻦﺨﺒﻪﺀ) (Nuhbe. XVIII – XIX)]
VE ŞERHİ (ﺶﺭﺤﻰ ﻭ) (Nuhbe.Ş. XVIII – XIX.)
[Maraşlı Sünbül-zade Vehbi’nin “NUHBE-İ VEHBİ” adlı Arapçadan Türkçeye manzum sözlüğüdür, ona, -Kırkağaçlı olup sonradan Manisa’nın Yayaköyü’ne göçmüş olan- Ahmet Reşit Efendinin yazdığı şerhtir.
Basılmış nüsha taranmıştır. Metinden tanık alındığında kısaltma (Nuhbe), olarak, şerhten tanık alındığında (Nuhbe. Ş.) olarak gösterilmiştir.
Tarayan Kilisli Rifat Bilge’dir.] (Nuhbe. XVIII – XIX.), (Nuhbe. Ş. XVIII – XIX.)
ÇİĞNEM / ÇEYNEM (LOKMA) SÖZÜNÜN KÖKTEŞLERİ (MUŞTAKKLARI):
ÇİĞLETMEK : Çiğnetmek.
& Bundan akdem Osman nam sağir içün mezbur Mustafa bir Yeniçeri getirip atına çiğletti (ﭽﻛﻞﺖﺪﻯ) deyü öğey oğlum Velet nam kimesne emr-i şerif getirmüş idi. Sağir-i mezbur kendi eceli ile fevt oldu.
(Sic. A. XVI. 7, 662)
[ŞER’İYYE SİCİLLERİ (ANKARA) (ﺳﺠﻝﻝرﻯ ﺷرﺀﻴﻪ): Şer’iyye sicilleri, Osmanlı İmparatorluğunun son çağlarına değin süren, bugünkü hukuk mahkemeleri yerinde olan Şer’iyye mahkemelerinin gördüğü davaların tutanaklarla hüccet, berat, ferman… suretleri, mahkemece el konulan miras eşyalarının yazıldığı ana defterler, kütüklerdir.
Bunlardan:
Ankara Şer’iyye mahkemesince tutulan XVI. yüzyılda tutulan defterlerden Ankara Etnoğrafya müzesinde 1 – 5 numaralarla kayıtlı 5 defter taranmıştır.
Tarayan: Ankara Etnografya Müzesi dahiliye müdürü Halit Ongan’dır.] (Sic. A. XVI.)
ÇİĞNEK : Çok çiğnenen, üzerinden çok gelinip gidilen.
Rûzigârın düşkünü hayl-i belânın çiğneği (ﭽﻛﻦﻛﯼ)
Derdü mihnet yollarının pâyimâlidir gelen.
(Âli. XVI. 150)
[Âli DİVANI (ﺪﯾﻭاﻦﯼ ﻋاﻞﯼ): Cidde mutasarrıfı iken 1599 (1008) yılında ölen Gelibolulu Mustafa Âli‘nin 1584 (992)te düzenlenen divanıdır. İstanbul Üniversitesi kitaplığının yazma eserler bölümünde 651 numara ile kayıtlı nüsha taranmıştır.
Tarayan: Kilisli Rifat Bilge’dir.] (Âli. XVI.)
Çiğnek (ﭽﻛﻦﻚ) oldum gitti sultanım reh-i aşkında ben
Rahmedüp bir çare kılmazsan dil-i nâşad içün.
(Âli. XVI. 150)
Sipah-ı derd ü game çiğnek (ﭽﻛﻦﻚ) oldu padişehim
Haraba vardı ol âbad gördüğün gönlüm.
(Âli. XVI. 128)
& Kariat-ut-tarik (اﻞﻃﺮﯾﻖ ﻋﺖ ﻖاﺮ) [Arapça] = rah-ı küfte (ﺮاﻩﻛﻭﻓﺖﮫ) [Farsça] = Çiğnek (ﭽﯾﻛﻦﮫﻚ) yol.
[Aks. XVII – XVIII. 1 – 143]
[AKS-EL İREB: (ﺍﻻﺮﺏ ﺍﻕﺺ):12. (XII.) yüzyılda yaşamış Harezmli Türk bilgini Zemahşeri’nin “MUKADDİMET-ÜL-EDEB” adını vererek yazdığı Arapçadan Farsçaya (birçok nüshada Arapçadan Harezm Türkçesi ile Harezmceye) yazdığı Aydınlı İshak – Hocası Ahmet Efendi’nin yaptığı Türkçe çevirisidir. Bu dilmeç (tercüman) ilk öğrenimini Aydında yapmış, sonra İran’ın Şirvan şehrinde öğrenimini bitirip Bursa’ya yerleşmiştir. Bursa’da müderrislik yaparken 1708 (1120) de orada ölmüştür.
Kendisinin el yazması olup şimdi Süleymaniye kitaplığının Esat Efendi bölümünde 3180 numara ile kayıtlı 1096 sayfalı nüsha taranmıştır.
Tarayan: Türk Dil Kurumu uzmanlarından İshak Refet Işıtman’dır.] [Aks. XVII – XVIII.]
=B= EŞ DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ÇAĞDAŞ TÜRKÇE KOLLARI
OĞUZ – TÜRKMEN ÖBEĞİ
TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TDK SÖZLÜĞÜ
Çiğnem (sıfat) halk ağzında: çiğnemlik.
Çiğnemlik (sıfat) : Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem.
“bir çiğnemlik sakız.”
—- Ek bilgi: Türk Dil Kurumunun 1935 yılından 1963 yılına değin yayınladığı YİRMİ CİLTLİK üç büyük DERLEME SÖZLÜĞÜ’nü yaklaşık otuz yıl boyunca yazarak, bölümlere ayırarak taradık. Böyle bir karşılık yok.
DERLEME SÖZLÜĞÜ 3. CİLT
TDK Yayınları – Ankara 1963 yılı
ARAPÇA “LOKMA” SÖZCÜĞÜNÜN TÜRKÇE KARŞILIKLARI:
1156.s. çéynem (ad) = Lokma. Bir ağız dolusu. (*Zile -TOKAT; *Erciş -VAN; -DİYARBAKIR; Gündüzbey *Yeşilyurt -MALATYA)
—Ek bilgi: Yanlış anlamlandırarak derlenmiş bir söz. Doğrusu: “Lokma.”
1210.s. çiğnem [çiğneyim] (ad) (I) = Lokma, bir bölek (parça), bir lokma: Ramazan çiğnemi büyüktür. (Başpınar, Karamanlı *Tefenni, Kozluca, Çebiş -BURDUR; *Tire, *Ödemiş ile köyleri -İZMİR; *Edremit -BALIKESİR; *Mustafa Kemal Paşa -BURSA; -Kocaeli; *Bor -NİĞDE)
[çiğneyim] : (*Merzifon -AMASYA)
1210.s. çiğnem [çiğneyim] (ad) (II) = Sakız. (Sücüllü *Yalvaç -ISPARTA; -Samsun; -GAZİANTEP)
1251. s. çiynem (ad) = Lokma. (*Dinar -AFYON; *Yeşilova ile köyleri -BURDUR; -DENİZLİ; -MANİSA; Uluşiran *Şiran -GÜMÜŞHANE)
— EK BİLGİ: Burada verilen yöreler dışında Türkiye’nin en az yüzde yirmisinde: çiğnem, çiynem, çéynem.. sözleri Arapça “lokma” karşılığı kullanılmaktadır.
— — —
GAGAUZ TÜRKÇESİ
GAGAUZ TÜRKÇESİ – TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRKÇE KÖKENLİ KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ: – A. Enis Turan
& ÇİİNEMEE (kılış eyl.) (I) = “ağızda” Çiğnemek.
çiinem, çiynem (ad) = Çiğnem, lokma “Arapça”. “Türkçesi : çiinem / çinem.”
BİLMECE: Ağzına çiinem (/ çiynem) ister, arkaya diyre ister. = Ağzına çiğnem (lokma) ister, sırtına sopa ister. Yanıt: Erincek, üşengeç (tembel).”
— — —
AZERBAYCAN TÜRKÇESİ
ÇEYNƏM
bir kez eyl. adı) = Özbek [çeynəm] ad
1. Çeynəmək işi, çeynəmə.
2. Ağızda çeynənəcək miqdar (adətən rəqəmlə). □ Bir çeynəm saqqızın var, çeynə, yapışdır alnına. (Atalar sözü).
çeynəmək (kılış eyl.) = “ağızda” Çiğnemek.
çeynətmək (ettirgen kılış eyl.) = “ağızda” Çiğnetmek.
çeynəşmək (işteş çatı eyl.) = “birden çok kimse birlikte, karşılıklı, ağızda” Çiğnemek.
çeynəm (bir kez eyl. adı) (I) = Bir kezde çiğneme (durumu).
— Çoklukla sayılarla birlikte kullanılır: BİR ÇÄYNÄM; İKİ ÇÄYNÄM; BİR ÇÄYNÄM;
çeynəm (netegliksi ad) (II) = Bir kezde ağza alınıp çiğnenebilen (yiyecek).
çeynəm (ad) (III) = ”anl. çek.” Çiğnem, lokma “Arapça.” “Türkçesi”
— — —
KARLUK – UYGUR ÖBEĞİ:
ÖZBEK TÜRKÇESİ – TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRKÇE KÖKENLİ KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ – A. Enis Turan
ÇÄYNÄM.
çäynämåq (kılış eyl.) = “ağızda” Çiğnemek.
çäynätmåq (ettirgen kılış eyl.) = “ağızda” Çiğnetmek.
çäynäşmåq (işteş çatı eyl.) = “birden çok kimse birlikte, karşılıklı, ağızda” Çiğnemek.
çäynäm (bir kez eyl. adı) (I) = Bir kezde çiğneme (durumu).
çäynäm (netegliksi ad) (II) = Bir kezde ağza alınıp çiğnenebilen (yiyecek oranı, büyüklüğ).
çäynäm (ad) (III) = ”anl. çek.” Çiğnem, lokma “Arapça.” “Türkçesi”
— — —
ÇAĞDAŞ TÜRK TOPLULUKLARINDA ANLAŞILABİLİRLİK,
SEZİLEBİLİRLİK DURUMU
ÇİĞNEMEK eylemi ile yansımaları (versiyonları) Çağdaş Türkçe kollarının YÜZDE DOKSAN ALTISINDA işlek, yaygın olarak kullanıldığı için;
EYLEM KÖKLERİNE EKLENEREK “-M” EKİ İLE TÜREYEN “BİR KEZ EYLEM ADI”nın anlam çekmesi (tasviri) sonucu çiğnem (lokma) anlamında, BASKIN DİLİN (GEÇER DİLİN, LİNGUA FRANGA’NIN) ağırlığı ile:
ÇİĞNEM sözü, bu sözün Türkçe kolların ses bilgisine biçimlenecek yansımaları yerleşip yaygın, işlek bir duruma gelebilecektir.
Yırcıların, ertekçilerin (masalcıların), dilcilerin, öykücülerin, romancıların ORTAK TÜRKÇE İÇİN BELİRLEDİĞİMİZ bu sözleri çalışmalarında kullanmaları:
SONUÇ:
=1= Türkçe kollarının bu Türkçe kökenli sözlerle Türkçeleşmesine;
=2= Türkçe kollarının “Türkçe olarak” boş olan kavram boşluklarının doldurulmasına;
=3= Türkçe kollarının “birbirlerinin biçim – anlam yansıması olan bu sözlerle birbirlerine yakınlaşmasına yol açacaktır.

