Atatürk'ün Anıları > Gazi, Köpekleri Çok Severdi

Atatürk'ün Anıları > Gazi, Köpekleri Çok Severdi

Atatürk’ün Anıları > Gazi, Köpekleri Çok Severdi

Atatürk’ün Anıları, Atatürk’ün hayatı kısaca, Atatürk’ün anıları, Atatürk’ün hayatı ödev, ulu önder Atatürk’ün hayatı, Atatürk’ün hayatı uzun, Atatürk’ün hayatı özet, Atatürk’ün hayatı kısaca, Atatürk’ün hayatı resimli

Atatürk ile ilgili tüm yazıları okumak için tıklayınız: ATATÜRK

Atatürkün hayatı kısaca, Atatürk’ün anıları, Atatürk’ün hayatı ödev, ulu önder Atatürk ün hayatı, Atatürkün hayatı uzun,  Atatürkün hayatı özet, Atatürkün hayatı kısaca, Atatürk’ün hayatı resimli,

TDH – KOLAY ERİŞİMİ Türkçe Göktürkçe Edebiyat Türkçe Adlar Tarih Kökenbilgisi Türk Lehçeleri Yazım Kılavuzu Türk Dünyası PDF-DOC Sınav-Deneme SÖZLÜKLERİMİZ

DİL BİLGİSİ KOLAY ERİŞİMİ Dil Bilgisi Sıfatlar Belirteçler Anlam Bilgisi Kompozisyon İlgeçler Cümlede Anlam Nasıl yazılır? Bağlaçlar Paragrafta Anlam Noktalama İşaretleri Ünlemler Sözcükte Anlam Sözcük Bilgisi Eylemler Ses Bilgisi Yapım Ekleri Eylemsiler Yapı Bilgisi Adıllar Dil-Anlatım Yazım Bilgisi Adlar Edebiyat Anlatım Bozuklukları Ana Bet Atasözleri ve Deyimler TDH-Instagram Tivitır Feysbuk

Gazi, Köpekleri Çok Severdi

Gazi Mustafa Kemal Paşa, atları sevdiği kadar, ama belki de ondan da çok köpeklerini seviyordu. Gerçi tüm hayvanlara karşı sevgisi vardı ama köpeklerinin onun yaşamındaki yeri apayrıydı.

Alp, Birinci Dünya Savaşı yıllarında kapısında nöbet bekleyen, efendisinden işaret almadan içeriye kimseyi bırakmayan köpeğinin adıydı. İri bir köpekti. Bulgaristan’daki Ateşemiliterliği sırasında onu almıştır. Çanakkale Savaşı sırasında da hep yanındadır.

Kurtuluş savaşı sırasında da Yunan komutanlarının birinin ortada kalan Alber adlı köpeğini sahiplenmişti. Sarı beyaz bir av köpeğiydi. Alber ölünce çok üzülmüştü. İşte Alber’in ölümüne üzüntüsü daha dinmemişken Foks, Gazi’nin köpeği olacaktı.

Foks ve Gazi

Foks cins değildi. Ama sevimliydi ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın sevgisini hemen kazanmıştı. Artık Gazi nereye gitse onu da birlikte götürüyor, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmıyor. Kordiplomatik için verilen balolarda bile yanında. Çankaya’da konukları olduğunda o da ortalarda dolaşıyor. Efendisi onu o denli seviyor ki, yatağının ayakucunda onun için yaptırdığı bir minderde yatıyor. Foks, Gazi yatağa girinceye değin onu bekliyor, kalkınca o da kalkıyor. Aralarında gizli bir iletişim var sanki. Öylesine ki, Gaziantep’te bulundukları sırada Foks akşam yemeğine dokunmayınca, Gazi yanındakilere:

-“Köpeğe muhakkak bir şeyler söylemişsiniz. Onun için küsmüştür” dediğinde kimse kaldıkları Vali Konağı’nın aşçısının yıllar sonra anlatacaklarını bilmiyordu:

-“Gazi Hazretleri Gaziantep’e geldiğinde Vali Konağında aşçılık yapıyordum, Gazi’nin bir köpeği vardı. Köpeği Gazi beraberinde gezdirirdi. Ben mutfakta yemek hazırlarken köpek yanıma geldi oturdu. Köpekten hoşlandım. Yemeğin yanına sokuldu. Sanki kontrol ediyordu. Köpeğin bu durumu canımı sıktı, öfkeyle elime kepçeyi alarak ‘hoşt geberesice!’ dedim. Köpek kalktı gitti…”

Foks da sahibine içtenlikle bağlıydı, kendince onu korurdu. Ama bir gün eski bir Osmanlı Valisi Gazi’i görmeye geldiğinde Foks’un bu koruyuculuğu sahibini üzmekten de geri kalmayacaktı. Çünkü eski Vali çalışma odasına girdiğinde Gazi’ye saygılarına sunmak için Osmanlı usulü yerlere kadar eğildiğinde, böyle bir davranışına hiç alışık olmayan Foks, konuğunun efendisine bir kötülük yapacağını sanarak onun üzerine var gücüyle atlayacak ve kaba etinden bir güzel ısıracaktı.

Bir keresinde de yine Çankaya’da sofrada bulunulduğu sırada masanın altında dolaşmakta olan Foks, her nedense Dr. Reşit Galip’in paçasını ısırıp parçalayacaktı. Gazi, Dr. Reşit Galip’e kendi terzisine bir elbise diktirerek köpeğinin bu yaramazlığını bağışlatacaktı ama onun bu cömertliğini görenlerden ya da işitenlerden kimileri, Çankaya’ya çağrıldıklarında, eski pantolonları giyip gelmeye, ayaklarını masanın altından Foks’a uzatmaya başlayacaklar, ama Foks, efendisini bir kere daha masrafa sokmayacaktı. Bu yaramazlığının Gazi’yi üzdüğünü anlamıştı sanki.

Gazi, Foks’u alabildiğine şımartıyordu. Kendisi ya da konukları bilardo oynarlarken masaya sıçrayıp topları kaçırmasından tutun da, gezilerinde protokolün önünde koşmasına kadar, aklına eseni yapan bir köpek olmakta gecikmemişti. Ama efendisi onun bu hallerine güler, sevecenlikle karşılardı.

Ne ki, Gazi’nin çevresindekilerden kimileri onu güldüren, neşelendiren Foks’un giderek artan şımarıklıklarına kızmaya başlayacaklardı; kim bilir, belki de Gazi ve köpeği arasındaki bu sevgiyi kıskananlar da vardı. Ve her nasılsa bir gün Foks, Gazi’nin elini ısırıverdiğinde, köpeğin kuduz olabileceği, mutlaka gerekli testlerin hayvan üzerinde yapılması gerektiğini koro halinde söyleyip durmaya başladılar. Hiç köpek sahibini ısırır mıymış? Oysaki Foks’un soylu olduğunu, soyunun Avrupa’dan geldiğini söyleyenler, ‘köpek değil, adeta insandan akıllı’ diyenler de yine onlardı.

Sonunda Foks, Çiftlik’e gönderildi. Güya orada kontrol altında tutulacak, gerekli testler yapılacaktı. Testler sonucunda da kuduz olmadığı kısa sürede anlaşılacaktı ama ‘sahibini ısıran köpekten hayır gelmez’ düşüncesine de kapılanlar onu geri göndermeyip Çiftlikte tutuyorlardı. Foks ise sahibini özlüyor, durmadan ağlayıp uluyordu. Sonunda hayvanı vurarak öldürmeyi yeğlediler.

Çiftlik Müdürü, Foks’un vücudunu ilaçlayıp çiftliğin müzesine koyacaktı. Bu müzeyi gezerken Gazi’ye derisinin içi ot doldurulmuş, gözleri cam Foks’u, iyi bir şey yapmışlar gibi, göstereceklerdi ona. Gazi’nin yüzü kararacak, kaşları çatılacak:

-“Severdim ben onu. Böyle görmek istemem. Kaldırın hemen!”

Foks’un cansız bedeni, sevdiği efendisinin bu isteği üzerine Çiftliğin bir köşesine gömülecekti.

Gazi’nin yalnız gecelerinin dostu, gündüzlerinin neşe kaynağı Foks’tan ayırmışlardı onu… Foks’u öldürenleri bir daha görmek istemeyecekti.

-“Kötülük yapmak için ısırmamıştı beni…”

Foks’un Çiftliğe gömülmeyip saklandığı günümüzde anlaşılmıştır. İçi doldurulmuş Foks, halen Anıtkabir’de sergilenmektedir.1

Niyazi Ahmet Banoğlu, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, İstanbul 1967, s. 120

Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009   

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

Ön Türkçeden Türkçeye, Dilimizi Koruyalım -Doç. Dr. Haluk Berkmen

Ön-Türkçeden Türkçeye Doç. Dr. Haluk Berkmen Dünkü...

Eski Türklerde Tabiat Kuvvetlerine İnancın Destanlarda Tasviri / Doç....

Eski Türklerde Tabiat Kuvvetlerine İnancın Destanlarda Tasviri /...

Atatürk'ün Anıları, Mustafa Kemal Paşa – Sir William Birdwood Görüşmesi

Atatürk'ün Anıları, Mustafa Kemal Paşa - Sir William Birdwood GörüşmesiAtatürk'ün Anıları, Mustafa Kemal...

Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı, Dede Korkut Hikayeleri

Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı, Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı,...

MURAT BARDAKÇI’YA YANIT: TÜRKÇECİLİK Mİ, KOLAYCILIK MI?

TÜRKÇECİLİK Mİ, KOLAYCILIK MI? (Murat Bardakçı’nın “Allah aşkına...

“ALTIN BUZAĞIYA” TAPANLAR

Dini Kıssaları ve Mitolojileri doğru anlamak için, simgelerin arkasında...

Khatarların Kökeni- Doç. Dr. Haluk Berkmen

Khatarların Kökeni Doç. Dr. Haluk Berkmen Batılı...

Ön ve Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz’in Kuzeyi, İdil-Ural ve...

Ön ve Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz'in Kuzeyi, İdil-Ural ve...

Türklerde Sayılar, Eski Türk Rakamları, Göktürk Sayı Sistemi

Türklerde Sayı Sistemleri / Doç. Dr. Zeki Kaymaz ...

TÜRKÇÜLÜK ALLAH'IN EMRİDİR!

TÜRKÇÜLÜK ALLAH'IN EMRİDİR!TÜRKÇÜLÜK ALLAH'IN EMRİDİR! Prof. Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu Türkçülük,...

Kıpçak Kabileleri Üzerine Notlar: Kimekler ve Yemekler / Prof....

Kıpçak Kabileleri Üzerine Notlar: Kimekler ve Yemekler / Prof....

TÜRK DÜNYASININ NEVRUZ BAYRAMI – Dr. Shurubu Kayhan

21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış...

Sürgün Edilen Türklerin İnanılmaz Öyküleri: 5-Kırım Sürgünü 5

Ömrümün Acı Sayfaları Anlatan : Umuş REŞİTOVA -...

İlginizi Çekebilir