Tokat Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü
TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü Alfabetik Sırayla

Tokat Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

  • Ağartu – Ayran
  • Ağleş – Dur.
  • Aha – İşte.
  • Arsız Eniş – Acem lalesi
  • Arustak – Ters tavan
  • Aşkana – Mutfak
  • Aşurma – Kulplu kazan.
  • Atku – Şal
  • Badal – Merdiven
  • Bakraç – Küçük kova
  • Bayahtan – Biraz önce
  • Bıldır – Geçen sene
  • Boduç – Kara bakla
  • Böcük – Haşere
  • Buymak – Üşümek
  • Cerek – İnce uzun ağaç
  • Cıngı – Ateş kıvılcımı
  • Cicik – Meme
  • Citme – Tekme
  • Culuk – Hindi
  • Cücük – Civciv
  • Çapula – Yemeni
  • Çemüç – Kurutulmuş üzüm
  • Çelpeşük – Karmaş
  • Çepük – Alkış
  • Çıkın – Küçük bohça
  • Çiğit – Çekirdek
  • Çimmek – Yıkanmak
  • Çit – Yazma
  • Çoşdar – Laf getirip götüren
  • Çöçelenmek – Boşa vakit geçirmek
  • Dangadak – Aniden
  • Dastar – Sofra bezi
  • Dıvrak – Yakışıklı
  • Dodalik – Çalıkuşu
  • Dulda – Saklanacak yer
  • Eccük – Azıcık
  • Edik – Çocuk patiği
  • Elfetün – Ateş gibi
  • Ellam – Herhalde
  • Emüşük – Süt kardeş
  • Erinmek – Üşenmek
  • Erüşte – Evlerde yapılan makarna
  • Esbap – Çamaşır
  • Essahtan – Hakikaten, sahiden
  • Eşelek – Yendikten sonra kalan meyve kısımları
  • Eyöğü – Kaburga kemiği
  • Fırtmak – Küsmek
  • Fodula – Sandviç ekmeği
  • Gablıh – Mutfak rafı
  • Gaddem – Kadar, parça
  • Gadinge – Yenge
  • Gah – Kabuklu hoşaf
  • Gahırdak – Koyun kuyruğunun kavrulmuşu
  • Galuh – Evlenmemiş yaşlı kız
  • Gamga – Yonga
  • Gangıl – Arkada kalan
  • Gaşmer – Komiklik hokkabazlık yapan
  • Gatıh – Ayran
  • Gavlağan – Çınar ağacı 
  • Gilavader – Üzüm asması
  • Gilik – Pide • Giyoğu – Damat
  • Gölük – Merkep, eşek
  • Göz kırpma – İşaret
  • Gurk – Aralık
  • Güdük – Kısa boylu
  • Hahut – Külüstür, işe yaramaz
  • Hayat – Avlu
  • Hedük – Pişirilmiş buğday
  • Heğ – Büyük sepet
  • Heğri – Sende
  • Hemi – Öyle mi
  • Hemecük – Oyuncak bebek
  • Henim Hincik – Şimdi
  • Hökelekli – İriyarı
  • Hülefe – Bedava
  • Irak – Uzak
  • İlistir – Sapsız kevgir, süzgeç
  • İssot – Yeşil biber
  • İşkefe – Yufka
  • İşlik – Yakasız gömlek
  • Kelem – Lahana
  • Kertük – Gedik, çentik
  • Kesek – Noksan Kelik Eski ayakkabı
  • Keşik – Sıra
  • Kiren – Kızılcık
  • Kirtik – Sıkı
  • Kocabaş – Şekerpancarı
  • Köme – Cevizli sucuk
  • Küskü – Kapı sürgüsü
  • Lığırt – Balçık sulu çamur
  • Löbet – Sıtma • Lök – Topaç
  • Lülüt – Çitlembik
  • Mahat – Sedir
  • Malamat – Berbat
  • Mangaş – Cımbız
  • Mertek – Kereste
  • Mıh – Çivi
  • Mısmıl – İşe yarar
  • Mudul – Ucu çivili sopa
  • Mumbar – Sakatat
  • Mücürüm – Omlet
  • Nalin – Takunya
  • Nelbeki – Küçük bakır tabak
  • Neyanna – Hangi tarafa
  • Nivik – Şifalı bir bitki
  • Okçur – Bel lastiği
  • Okloğo – Oklava
  • Oturah – Tabure
  • Pahıl – Cimri
  • Pelver – Salça
  • Peşkir – Peçete
  • Petni – Ahırda hayvan yeminin konulduğu yer
  • Publa – Baş yastığı
  • Pürpürüm – Semiz otu
  • Sahan – Büyük bakır tabak
  • Seku – Ceket
  • Sepelek – Tezcanlı
  • Seğirtme – Hızlı koşma
  • Serpene – Kamelya, çiçeklik
  • Sorutmak – Ayakta durmak
  • Suluk – Hamam havlusu
  • Susak – Şose
  • Sümsük – Pisboğaz
  • Şip – Çabuk
  • Tavar – Geniş ağızlı kiremit su kabı
  • Telesimek – Bunalmak
  • Temek – Ahırda gübre atma deliği
  • Telpoş – Kulaklı bakır kap
  • Terki – Kova
  • Tille – İnce sopa
  • Tinor – Maltız
  • Tirki – Tahtadan oyulmuş özel ekmek kabı
  • Tosbağa – Kaplumbağa
  • Toyga – Yayla çorbası
  • Tuman – Don
  • Urba – Elbise
  • Ülüngür – Sıska işe yaramaz
  • Ümük – Boğaz
  • Vazalah – Ukala
  • Vesait – Araba
  • Yağırnı – Sırt
  • Yallık – Küçük çocukların önlüğü
  • Yazu – Düzlük ovalık yer
  • Yeğin – Güzel, yiğit
  • Yeğnik – Hafif
  • Yüğürtmek – Düzensiz koşmak
  • Zavrak – Salatalık, hıyar
  • Zıpır – İri yarı kimse
  • Zıran – Azgın kimse
  • Zoğal – Kızılcık

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: Z Harfi

zoğal – yaban eriği
“Zoğal ağacı bahçede yetişti.”

zağar – dar yol veya geçit
“Zağardan geçerken dikkatli ol.”

zahire – köyde saklanan yiyecek veya tahıl
“Kışlık zahire ambarlara kondu.”

zahmetsiz – zahmet gerektirmeyen
“Bu iş zahmetsiz yapılır.”

zahmetli – uğraş gerektiren
“Tarlayı sürmek zahmetliydi sabah.”

zahmet – uğraş, köyde iş için
“Bu zahmet ekimden önce yapıldı.”

zalim – sert, köyde insan veya hayvan için
“Zalim çoban hayvanları sıkıştırdı.”

zaman – süre veya dönem
“Zaman geldi, tarlaya gidildi.”

zamansız – uygun olmayan zaman
“Yağmur zamansız yağdı sabah.”

zamk – eski köy dilinde yapıştırıcı madde
“Tahtaları zamk ile birleştirdiler.”

zamlık – zam uygulaması veya artış
“Buğdayın zamlığı köylüyü üzdü.”

zanaat – köyde el işi veya meslek
“Zanaat marangozluk köyde önemliydi.”

zanlı – şüpheli kişi, köyde olay için
“Hırsızlık zanlısı köyde arandı.”

zar – oyun veya küçük parça
“Çocuk zar attı oyun oynarken.”

zarar – zarar, köyde mahsul veya eşya için
“Yağmur tarlaya zarar verdi.”

zararlı – zarar veren
“Zararlı böcek buğdaya dadandı.”

zararsız – zarar vermeyen
“Zararsız hayvan bahçede gezdi.”

zarf – köyde eski kullanım, kap veya kılıf
“Zarf mektubu korudu.”

zayıf – güçsüz, köyde insan veya hayvan için
“Zayıf inek süt veremedi.”

zayıflık – güçsüzlük hâli
“Zayıflık köylüleri endişelendirdi.”

zengin – malı olan, köyde kişi için
“Zengin köylü tarlaları çoktu.”

zehir – köyde zararlı madde veya bitki
“Zehirli mantar yememelisin.”

zevk – hoşlanma, köyde yaşam veya yiyecek için
“Köylü bahçede iş yaparken zevk aldı.”

zevksiz – hoşlanmayan veya kötü
“Zevksiz yemek çocuklara sunuldu.”

zigzag – dönemeç, köyde yol veya arazi için
“Tarlaya giderken yol zigzag çiziyordu.”

zina – eski köy dilinde yanlış veya hata
“Zina köyde hoş karşılanmazdı.”

zindan – eski köyde hapsedilen yer
“Zindan köyün dışında duruyordu.”

zirai – tarımla ilgili
“Zirai işlerde köylüler hep birlikte çalıştı.”

ziraat – tarım
“Ziraat köyün en önemli işiydi.”

zırh – koruyucu giysi veya malzeme
“Zırh at arabasını korudu.”

zıplamak – yukarı veya ileri sıçramak
“Çocuk nehir kenarında zıpladı.”

zıt – karşıt, köyde durum veya fikir için
“Zıt görüşler köylüler arasında tartışıldı.”

zıtlaşmak – karşı gelmek
“Komşular tarlada zıtlaştılar.”

zıtlık – karşıt olma hâli
“Zıtlık işleri zorlaştırdı.”

zıvan – eski köy dilinde menteşe veya bağlantı parçası
“Kapı zıvanla kapandı.”

zıvı – eski köyde küçük parça
“Zıvı taş yol kenarında kaldı.”

zoğ – eski köy dilinde küçük hayvan
“Zoğ tavuk kümeste dolaştı.”

zoğal – köyde yaban eriği
“Zoğal ağacı bahçede yetişti.”

zorlu – güç, köyde iş veya yol için
“Zorlu tarlada sabah çalıştılar.”

zorunlu – yapılması gereken
“Zorunlu işler tarlada öncelikti.”

zorlamak – baskı yapmak, köyde iş veya durum için
“Baba çocuğu çalışmaya zorladı.”

zorluk – güçlük
“Zorluk köylüleri sabahleyin bekliyordu.”

zorun – mecburiyet
“Tarlada zorun işleri bitirmeliydiler.”

zır – eski köy dilinde ses veya çınlama
“Zır kapıdan yankılandı.”

zıpır – hareketli, enerjik
“Zıpır çocuk sabah bahçede koştu.”

zıpkın – eski köyde av aracı
“Balıkçı zıpkınla balık tuttu.”

zırhı – koruyucu malzeme
“At arabasının zırhı sağlamdı.”

zıkkım – eski köyde acı veya zararlı şey
“Zıkkım otu tarlaya yayıldı.”

zıpırlık – hareketlilik hâli
“Çocukların zıpırlığı sabah devam etti.”

zıtlaşma – karşıt hâl
“Komşuların zıtlaşması işi yavaşlattı.”

zıtlık – karşıtlık durumu
“Zıtlık köyde işleri etkiledi.”

zırıl – eski köyde ince ses
“Zırıl rüzgar sabah duyuldu.”

zırıldamak – ince ses çıkarmak
“Küçük arı zırıldadı bahçede.”

zırıl zırıl – sürekli ince ses
“Rüzgar zırıl zırıl esti köyde.”

zırdavat – köyde eski alet veya malzeme
“Zırdavatla iş tamamlandı.”

zırhtaş – sert taş, köyde yol veya yapı için
“Zırhtaş yol kenarında duruyordu.”

zırhçı – zırh yapan veya kullanan kişi
“Zırhçı sabah at arabasını tamir etti.”

zırıltı – ince, tiz ses
“Zırıltı geceyi böldü.”

zırıldamak – ince ses çıkarmak
“Arı zırıldadı bahçede.”

zırıldayış – ince sesin çıkışı
“Zırıldayış sabah devam etti.”

zırıldayıcı – sesi çıkaran
“Zırıldayıcı böcek sabah duyuldu.”

zıvırtı – küçük, önemsiz ses veya hareket
“Zıvırtı çocukların oyununda vardı.”

zıplamak – sıçramak
“Çocuk tarlada zıpladı.”

zıpır – enerjik, hareketli
“Zıpır at ahırda koştu.”

zıpırlık – hareketlilik hâli
“Zıpırlık sabah köyü neşelendirdi.”

zırt – keskin veya ani ses
“Zırt kapı kapandı.”

zır – eski köy dilinde ses veya titreşim
“Zır taş yolda yankılandı.”

zırvalamak – boş konuşmak, köyde eski kullanım
“Çocuk zırvaladı dedesine.”

zırvık – önemsiz veya küçük parça
“Zırvık taş yol kenarında kaldı.”

zıvan – menteşe veya bağlantı parçası
“Kapı zıvan ile sabitlendi.”

zıvanlamak – menteşe takmak
“Kapı zıvanlandı sabah.”

zıbın – eski köyde bebek giysisi
“Bebek zıbın giydi sabah.”

zırıl zırıl – sürekli ince ses
“Rüzgar zırıl zırıl esti.”

zıkkım – acı veya zararlı bitki
“Zıkkım otu tarlaya yayıldı.”

zımpara – eski köyde taş veya zemin için sürtme aracı
“Tahta zımpara ile düzeltildi.”

zımpara yapmak – sürtmek veya düzeltmek
“Kapı yüzeyi zımpara yapıldı.”

zırh – koruyucu malzeme
“At arabasının zırhı sağlamdı.”

zırhçı – zırh yapan veya kullanan
“Zırhçı sabah arabayı tamir etti.”

zırtırtı – keskin ses
“Zırtırtı sabah duyuldu tarlada.”

zırtlamak – keskin ses çıkarmak
“Kapı zırtladı çocuk oynarken.”

zıp – küçük sıçrama
“Zıp tavşak tarlada dolaştı.”

zıpırlık – hareketlilik
“Zıpırlık sabah köyü neşelendirdi.”

zıt – karşıt
“Zıt fikirler köyde tartışıldı.”

zıtlaşmak – karşı gelmek
“Komşular tarlada zıtlaştılar.”

zıtlık – karşıtlık hâli
“Zıtlık işleri yavaşlattı.”

zırıldamak – ince ses çıkarmak
“Arı zırıldadı sabah.”

zırıldayış – ince sesin çıkışı
“Zırıldayış gece boyunca sürdü.”

zırıldayıcı – sesi çıkaran
“Zırıldayıcı böcek sabah duyuldu.”

zırvalamak – boş konuşmak
“Çocuk zırvaladı dedesine.”

zırvık – önemsiz parça
“Zırvık taş yol kenarında kaldı.”

zıpırlık – hareketlilik hâli
“Zıpırlık sabah köyü neşelendirdi.”

zıp – küçük sıçrama
“Zıp tavşak tarlada dolaştı.”

zıvan – menteşe veya bağlantı parçası
“Kapı zıvan ile sabitlendi.”

zıvanlamak – menteşe takmak
“Kapı zıvanlandı sabah.”

zıbın – bebek giysisi
“Bebek zıbın giydi sabah.”

zımpara – sürtme aracı
“Tahta zımpara ile düzeltildi.”

zımpara yapmak – sürtmek veya düzeltmek
“Kapı yüzeyi zımpara yapıldı.”

zıpır – hareketli
“Zıpır at ahırda koştu.”

zıplamak – yukarı veya ileri sıçramak
“Çocuk tarlada zıpladı.”

zoğ – küçük hayvan
“Zoğ tavuk kümeste dolaştı.”

Yazıyı Değerlendirin

Değerlendirmeler (0)

Değerlendirme yok

ilgili yazılar

Kayseri Şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Kayseri şivesi: Yerel Ağızlar Sözlüğü

Ankara Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Aygamber:ay çiçeği Afad:afed Alav:ateş Ayalama:harmanda kullanılar ahşap gereç Alıcının körü:kızgınlık esnasında sarf edilen...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: C Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: A Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

Bolu Şivesi Ağızlar Sözlüğü

BOLU ŞİVESİ KELİMELERİ (A–Z) A Acık: Azıcık Afır: Hayvan yemi konulan uzun,...

Nevehir Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

A abari – hayret belirtisi abıhat, apıhat – avukat Abla – apla ağna...

Uşak Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Uşak Şivesi Aba : Abla Acıg : Birazcık Alaf : Ateş Angıt :...

Burdur Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Burdur Şivesi Sözlüğü (A–Z) A Abam – Ablam Aboo – Aman ya!...

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Sivas Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü Aba: 1. Abla, büyük kız kardeş;...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: E Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: E Harfi TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü:...

Isparta Şivesi Yerel Ağızlar Sözlüğü

Isparta Şivesi Ağızlar Sözlüğü A Aşene – Aşhane, mutfak Ananat – Büyük...

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi

TDK Yerel Ağızlar Sözlüğü: B Harfi TDK Yerel Ağızlar...

İlginizi Çekebilir